MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Katılma Alacağı
... ile ... aralarındaki Katılma Alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... 6. Aile Mahkemesi'nden verilen 24.10.2013 gün ve 110/947 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı evlilik birliği içerisinde satın alınan edinilmiş mal niteliğindeki aracın davalı tarafından devredildiğini açıklayarak 15.000 TL. katılma alacağının davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı aracın kişisel mal olduğunu öne sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33. m). iddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK 236/1.m). Katılma alacağı yasadan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacağı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm(rayiç) değerleri esas alınır (TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1. m). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK 222. m).
Somut olayda; eşler, 08.05.2003 tarihinde evlenmiş, 02.06.2010 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı Yasa'nın 10, TMK 202/1.m). Tasfiyeye konu araç 03.07.2008 tarihinde satın alınarak, davalı adına tescil edilmiş, boşanma davasının açıldığı tarihten kısa bir süre önce 22.03.2010 tarihinde satış yoluyla devredilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m).
Mahkemece, aracın keşif tarihindeki sürüm değeri üzerinden davacının katılma alacağı tespit edilmiştir. Dava konusu araç, yukarıda açıklanan tarihte boşanma davasının açılmasından kısa bir süre önce satış yoluyla 3. kişiye devredilmiştir. O halde, aracın devir tarihindeki değeri esas alınarak davacının katılma alacağı belirlenmesi gerekirken, davacı aleyhine olacak şekilde aracın değerinin düştüğü göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde keşif tarihindeki sürüm değeri esas alınarak karar verilmesi doğru görülmemiştir. (TMK.232 ve 235 m.)
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle davacının temyiz itirazının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 222,50 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.