MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ....Gıda vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili, 22.04.2014 tarihinde haczedilen menkullerin, davalı 3. kişiye ait olmadığını ileri sürerek, İİK'nun 99. maddesine dayalı olarak 3. kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, 3. kişi şirket ile borçlu şirketin aynı adreste ticari faaliyette bulunması, her iki şirket ortaklarının akrabalık durumları, faaliyet konularının aynı olması, 3. kişi şirketin borcun doğumundan sonra kurulması, 3. kişi şirketin borçlu şirkete ait borçları ödemesi birlikte değerlendirildiğinde, borçlu şirket ile 3. kişi şirketin alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik muvazaalı işlemler yaptıklarının kabulünün gerektiği, bu durumda İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, İİK’nun 99. maddesinin sehven uygulanmasının ispat yükünün yer değiştirmesi sonucunu doğurmayacağı, 3. kişi tarafından ibraz edilen ve borcun doğumundan sonraki tarihlere ait vergi kayıtları ve diğer belgelerle yasal mülkiyet karinesinin aksinin güçlü ve inandırıcı delillerle ispat edildiğinden söz edilemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı 3. kişinin istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 114/1-d maddesi hükmüne göre; tarafların dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hallerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması, dava şartlarındandır. Taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılamaz, hüküm verilemez.
Dosya içerisinde mevcut Ticaret Sicil kayıtlarına göre ; davanın devamı sırasında 09.10.2014 tarihinde davalı borçlu şirketin kaydının resen kapatıldığı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın Geçici 7. maddesinde ticaret şirketlerinin re’sen tasfiye ve sicilden terkin halleri düzenlenmiş ancak maddenin 2. bendinde davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümlerinin uygulanmayacağı ve süresi içinde ihya için dava açılabileceği belirtilmiştir.
Bu nedenle; mahkemece davacı yana, davalı borçlu şirketin ihyasını sağlamak üzere dava açması için süre verilip, şirketin ihyası ve bundan sonra ihya edilen şirkete tebligat yapılıp taraf teşkili sağlandıktan sonra davanın sonuçlandırılması gerekirken taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış,hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 04.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy