MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Borçlu vekili, işçi alacağı ilamına dayalı olarak başlatılan icra takibinde, Belediye'nin banka hesapları üzerine haciz konulduğunu, ayrıca haciz ihbarnameleri gönderildiğini, 6552 sayılı Yasa'nın 123. maddesi ile 5393 sayılı Yasa'nın Geçici 8. maddesindeki değişiklik gereği tüm hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece 11/12/2014 tarihinde verilen karar ile şikayetin kabulüne, dosyadaki tüm hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiş, kararın temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nce 6552 sayılı Kanun'un 121. maddesi ile 5393 sayılı Kanun'un 15. maddesinin son fıkrasına eklenen hüküm gereğince işlem yapılması yönünde talimat vermekle yetinilmesi gerekirken anılan yasal prosedürün işlenmesi sağlanmadan mevcut hacizlerin kaldırılmasının isabetsiz olduğu belirtilerek hüküm bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda, İcra müdürlüğü'ne 6552 Sayılı Kanun'un 121. maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu'nda 15. maddesinin son fıkrası gereğince işlem yapılması yönünde talimat verilmesine karar verilmiş, hüküm alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
11.09.2014 tarihli 29116 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun'un 121. maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu 15. maddenin son fıkrasına "İcra dairesince haciz kararı alınmadan önce belediyeden borca yeter miktarda haczedilebilecek mal gösterilmesi istenir ve haciz işlemi sadece gösterilen bu mal üzerine uygulanır. On gün içinde yeterli mal beyan edilmemesi durumunda yapılacak haciz işlemi alacak miktarını aşacak veya kamu hizmetini aksatacak şekilde yapılamaz" hükmü eklenmiş ise de Anayasa Mahkemesi’nin 17/6/2015 tarihli ve E.: 2014/194, K.: 2015/55 sayılı Kararı ile birinci cümledeki "ve haciz işlemi sadece gösterilen bu mal üzerine uygulanır.” ve son cümlesindeki “veya kamu hizmetini aksatacak” ifadeleri iptal edilmiştir.
Yine aynı Yasa'nın 123. maddesi ile 5393 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 8. maddede “ 15'inci maddenin son fıkrası hükümleri, devam eden her türlü icra takipleri hakkında da uygulanır. Bu maddenin yürürlük tarihinden önce yapılmış icra takipleri gereğince konulan tüm hacizler, söz konusu fıkra hükümleri dikkate alınarak kaldırılır.” hükmü ise Anayasa Mahkemesi'nin 17/6/2015 tarihli ve E.: 2014/194, K.: 2015/55 sayılı Kararı ile iptal edilerek yürüklükten kaldırılmıştır. -//-
Bu durumda Geçici 8. maddenin iptal edilmesi ile 6552 sayılı Yasa hükümlerinin sadece Yasa'nın yürürlüğe girdiği 11.09.2014 tarihinden sonra başlatılan icra takiplerinde uygulanabileceğinin kabulü gerekir.
İcra takibinin 6552 sayılı Yasa'nın yürürlük tarihi olan 11.09.2014 tarihinden sonra başlatılmış olması halinde; 5393 sayılı Kanunun 15/son fıkrasına eklenen ve iptal edilmeyen “İcra dairesince haciz kararı alınmadan önce belediyeden borca yeter miktarda haczedilebilecek mal gösterilmesi istenir" hükmü gereğince öncelikle İcra Dairesi'nce bu işlemin yerine getirilmesi, 10 gün içinde mal beyanında bulunulmaması halinde ise diğer mallar üzerinde haciz uygulanması talebinin yerine getirileceğinin, icra takibinin 6552 sayılı Yasa'nın yürürlük tarihi olan 11.09.2014 tarihinden önce olması halinde ise; 6552 sayılı Yasa ile 15/son maddesine eklenen yukarıdaki fıkra hükmünün uygulanamayacağının kabulü gerekir
Somut olayda, Dairemizce verilen bozma kararından sonra, yukarıda açıklandığı şekilde 6552 sayılı Yasa'nın Mahkemece hükme esas alınan maddeleri iptal edildiğinden, bozma kararı ve bozmaya uyularak verilen hükmün dayanağı kalmamıştır. Ayrıca takip 09.10.2012 tarihinde başlatılmış olup 6552 sayılı Yasa ile 5393 sayılı Yasa'nın 15/son maddesine eklenen ek fıkra hükümleri uygulanamayacağından mahkemece şikayetin reddi yerine yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir
SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca ve İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 07.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy