MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Borçlu vekili, İcra Mahkemesi'ne başvurusunda; müvekkili aleyhine başlatılan takipte bakiye faiz alacağı talep edildiğini, ilamdan kaynaklı borç ödendiğinden bakiye faiz talep edilemeyeceğini, kaldı ki ilama aykırı olarak fazla faiz talep edildiğini, faiz hesabının hangi tarihlere ve oranlara göre hesaplandığının belli olmadığını ileri sürerek icra emrinin iptalini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporuna göre borçlunun eksik ödeme yaptığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiş, hüküm, borçlu vekilince temyiz edilmiştir.
Faiz alacağına mahkeme ilamında hükmedildiği durumda, Türk Borçlar Kanunu'nun 131/2. maddesi uyarınca " halin icabından anlaşılan durum gereği bu alacaktan açıkça feragat edilmediği sürece, hukuki varlığını koruyacağından, " alacaklı fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmasa bile zamanaşımı süresinin dolmasına kadar ilamda yazılı eksik kalan faiz alacağını her zaman talep edebilir.
Takip dayanağı ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/843 Esas - 2010/239 Karar sayılı ilamında, asıl davanın kabulü ile 10.000 TL'nin dava tarihi 23.11.2007, birleşen davanın kabulü ile 128.315 TL'nin dava tarihi 24.02.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verildiği ancak Mahkemece faiz hesaplaması için alınan bilirkişi raporunda, ilamda belirtilen ticari faiz yerine, yasal faiz oranlarına göre hesaplama yapıldığı görülmektedir. Bu halde, Mahkemece, takip dayanağı ilamda belirtilen faiz türüne göre bilirkişi raporu alınarak dosya hesabının yapılması, eksik faiz alacağı olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde şikayetin reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenle İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, harç alınmasına mahal olmadığına, 02.12.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.