MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Alacak
Davacı-karşı davalı ... ile davalı-karşı davacı ... aralarındaki alacak davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... Aile Mahkemesi'nden verilen 11.05.2015 gün ve 1386/711 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili, duruşmasız olarak davalı-karşı davacı vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 26.04.2016 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden ... (...) vekili Av. ... geldi. Karşı taraftan kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı-davalı ... vekili; evlilik birliği kurulması aşamasında getirmiş olduğu ve boşanma sonrası iade edilmeyen çeyiz eşyalarının aynen mümkün olmadığı takdirde 1.000,00 TL, ziynet eşyalarının bozdurulması ile davalı adına kayıtlı taşınmazın alınmasına katkıda bulunması nedeniyle 1.000,00 TL, 01.01.2002 tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar evlilik birliği içerisinde edinilen ev için alman elektronik eşya, mobilyalar, davalı adına satın alınan araç ve ortak konuttan 2009 yılından itibaren elde edilen kira gelirleri yönünden mal rejiminin tasfiyesi ile 1.000,00 TL katılma alacağı olmak üzere fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle toplamda 3.000,00 TL, alacağın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. 26.03.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile çeyiz eşyaları yönünden 5.774,00 TL, ziynet eşyaları için 11.381,00 TL’nin dava konusu evin alım bedeline yaptığı katkıya karşılık olarak aksi takdirde ziynet eşya bedeli olarak, katılma alacağı olarak ise 1.000,00 TL'nin faiziyle birlikte tahsili olarak talep miktarını arttırmıştır. Karşı dava yönünden, yersiz açılan davanın reddini savunmuştur.
Davalı-davacı ... vekili, karşı dava dilekçesinde evlilik birliğinin karşı tarafın sadakat yükümlülüğünün ihlali nedeniyle sona erdiğini, bu durum nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğradığını, maddi yönden de müşterek haneyi kapatıp çocuklarıyla başka yere taşınmak zorunda kaldığını belirterek 25.000.00 TL maddi, 25.000.00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Asıl dava yönünden ise davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; asıl dava yönünden çeyiz eşyasına ilişkin talebin kabulü ile 5.774,00 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle davalı-davacıdan tahsiline, ziynet eşyaları yönünden kendi rızası ile ev altınında kullanıldığı ve boşanmanın davacı-davalının sadakatsizliği nedeniyle olduğu, yine katılma alacağının davacı-davalının sadakatsizliği gözetilerek bu talepler yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Karşı dava yönünden ise davanın kısmen kabulü ile 4.000,00 TL manevi tazminatın ve 6.000,00 TL maddi tazminatın davacı-davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Hüküm süresi içerisinde her iki taraf vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı-davacı ... vekilinin tüm ve davacı-davalı ... vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarıyerinde görülmemiştir.
2- Davacı-davalı ... vekilinin 3 nolu meskene ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33 m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katkı payı alacak isteğine ilişkindir.
01.01.2002 tarihinden önce 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin (TKM) yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal ayrılığı rejimi geçerliydi (TKM 170 m). TKM'de, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme mevcut olmadığından, eşlerin bu dönemde edindikleri malvarlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı Kanun'un 5. maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri göz önünde bulundurularak "katkı payı alacağı" hesaplama yöntemi kurallarına göre çözüme kavuşturulmalıdır. Zira Borçlar Kanunu, Medeni Kanun'un tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir (eBK 544. TBK 646 m).
Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir (TKM 186/1 m). Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallarıdır (TKM 189 m). Kadın veya kocanın, mal rejiminin devamı sırasında diğerinin edindiği malvarlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteğinde bulunabilmesi için mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir.
Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınan tasfiyeye konu mala, düzenli gelir dışındaki diğer malvarlığı (ziynet, miras, bağış vs. gibi) ile toplu katkıda bulunulduğu iddia edildiğinde; katkıda kullanılan malvarlığı değerinin, tasfiyeye konu malın satın alma tarihindeki bedelinin tamamı karşısındaki oranı saptanarak, bulunan bu katkı oranının, tasfiyeye konu malın dava tarihindeki sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmak suretiyle, davacı eşin katkı payı alacak miktarı belirlenir.
Bu açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, öncelikle katkıda kullanılan malvarlığının (ziynet, miras, bağış vs.) katkı tarihindeki parasal değeri ile tasfiyesi istenen malın hem satın alma bedeli hem de dava tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri ayrı ayrı tespit edilmelidir.
Sözü edilen değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için, gerek görülmesi durumunda konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır. Tasfiyeye konu birden fazla malın bulunması durumunda, her biri için aynı yöntem uygulanır.
Somut olaya gelince; eşler. 12.06.1990 tarihinde evlenmiş. 16.02.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 25.04.2011 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal aynlığı (TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı Yasa'nın 10. TMK 202/1.m). Tasfiyeye konu 3 nolu mesken, eşler
arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 27.02.1997 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Davacı kadın ziynet eşyalarını vermek suretiyle katkıda bulunulduğunu iddia etmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (4721 sayılı TMK 179 m).
Dosya içeriği, toplanan deliller, düğün fotoğrafları, tanık beyanları gözetildiğinde davacı-davalı ...'nin kişisel mal olan altınları ile dava konusu yapılan taşınmaza katkıda bulunduğunun kabulü gerekir. Söz konusu taşınmaz mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınarak erkek adına tescil edilmiştir. Az yukarıda da belirtildiği gibi mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır. Buna göre tasfiyeye konu taşınmazın satın alındığı tarihte yürürlükte bulunan 743 sayılı TKM'de, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Yasa'nın 236/2. maddesinin karşılığı bulunmadığından boşanma sebebinin zina olmasına dayanarak davacı-davalı ...'nin katkı payı alacağına ilişkin talebin reddi doğru değildir. Mahkemece, yukarıda izah edilen ilke ve esaslar gözetilerek davacı-davalı lehine katkı payı alacağı hesaplanması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı-davalı ... vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı-davacı ... vekilinin tüm ve davacı-davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenle reddine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.350,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davalı-karşı davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacı-karşı davalıya verilmesine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 27,70'er TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacıya iadesine,
26.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.