MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine dair kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz'in 18.09.2015 gün ve 2015/4251 Esas, 2015/16599 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davacı karşı davalı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı karşı davalı üçüncü kişi vekili, trafik kaydına 14.07.2009 tarihinde haciz konulan .....plaka sayılı araçların noterde yapılan sözleşme ile 30.06.2009 tarihinde üçüncü kişi tarafından satın alındığını ve mülkiyetin hacizden önce davacıya geçtiğini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı karşı davacı alacaklı vekili, resmi satış senedinin sunulmasının yeterli olmadığını belirterek istihkak iddiasının reddi ile tasarrufun iptali davasının kabulüne, satış işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı borçlu, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece, yapılan ilk yargılama sonucunda; davacı 3.kişinin istihkak davasının reddi ile davalı alacaklının tasarrufun iptali davasının kabulüne ilişkin verilen karar, davacı karşı davalı üçüncü kişi vekili ve davalı borçlu vekili taraflarından temyiz edilmiş, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 19.3.2012 tarih 2012/1251- 3286 Esas, karar sayılı ilamı ile; birleştirme kararından sonra tasarrufun iptali, dava dilekçesinin borçluya tebliği yönünde bir ara karar oluşturulmadığı, savunma ve adil yargılanma haklarını ihlal eden bir sonuç yaratıldığı gerekçesiyle karar bozulmuş, usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyularak taraf teşkili usulüne uygun olarak sağlandıktan sonra, Mahkemece; takibe konu borç ile ilgili açılan menfi tespit davasında 30.6.2009 tarihinde keşide edilen dayanak çekin ileri tarihli olarak 9.3.2009 tarihinde borçlu şirket tarafından alacaklı şirkete verildiğinin belirlendiği, dolayısıyla istihkak iddiasına dayanak teşkil eden noter satış sözleşmesine dair tasarrufun, takibe dayanak borcun doğum tarihinden sonra gerçekleştirildiği, ayrıca davacı üçüncü kişi tarafından ileri sürülen ödeme belgelerinin mahcuz araçlara ilişkin olmadığı gerekçesi ile istihkak davasının reddi ile tasarrufun iptali davasının kabulüne karar verilmiş; hüküm davacı karşı davalı üçüncü kişi vekili, tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin 18.9.2015 gün, 2015/4251 Esas, 2015/16599 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş olup, onama kararına karşı davacı karşı davalı üçüncü kişi vekili, tarafından karar düzeltme talebinde bulunulması üzerine dosya yeniden incelenmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiası ile davalı alacaklının İİK’nun 97/17. maddesine dayalı tasarrufun iptali talebine ilişkindir.
Davacı üçüncü kişi vekili, karar düzeltme istemli dilekçesinde, davalı alacaklının ayrı bir dava olarak açtığı tasarrufun iptali davasının maddi ve hukuki bağlantı bulunduğu gerekçesi ile istihkak davası ile birleştirilmesine karar verildiğini, ancak tasarrufun iptali davasının açılabilmesinin ön koşulu olan geçici ve kesin aciz belgesinin bulunması gerektiği gözardı edilerek esasa girildiğini ifade etmiştir. Ne var ki; İİK'nun 97/17. maddesinde ‘’İstihkak davasına karşı haczi yaptıran alacaklı, bu Kanunun 11 inci babı hükümlerine dayanarak ve muvakkat veya kati aciz belgesi ibrazına mecbur olmaksızın mütekabilen iptal davası açabilir..’’ düzenlemesine yer verilmiş olup, yukarıda yer verilen ve kesinleşen Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 19.3.2012 tarih 2012/1251- 3286 Esas, karar sayılı ilamın da ‘’... İİK’nun 97/17. maddesi kapsamında tasarrufun iptali davasının istihkak davası içinde karşılık dava olarak açılması gerekirken ayrı bir dava olarak açılması yanlış olsa da Mahkemece verilen birleştirme kararı ile usule ilişkin bu hata giderilmiştir.’’ açıklamasına yer verilmiştir. Bu durumda, bozma ile kesinleşen hususların yeniden karar düzeltme sebebi yapılmasına usul hükümleri elvermediğinden yeniden değerlendirme konusu yapılmamıştır.
Öte yandan; 30.6.2009 tarihinde yapılan noter satış sözleşmesi ile davaya konu araçların mülkiyetinin davacı üçüncü kişiye geçtiği, davacının aracı satın aldığı tarihte, kaydında herhangi bir haciz şerhinin bulunmadığı, trafik tescil işlemi yaptırmaması nedeniyle söz konusu aracın kaydına 14/07/2009 tarihinde yani satış tarihinden sonra haciz konulduğu, oysa ki sözleşmenin tescilinin sadece açıklayıcı bir işlem olduğu, noterde yapılan sözleşmede araçların bedelinin alındığının belirtildiği buna göre, İİK'nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin üçüncü kişi yararına olduğu, bu yasal karinenin aksinin davalı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerektiği, davalı alacaklı tarafından davacı 3.kişinin kötü niyetli olduğu hususunda herhangi bir delil sunulmadığı, ayrıca borçlunun lehine sonuçlanan menfi tespit davasından temyiz aşamasında feragat etmesi de nazara alındığında davacı üçüncü kişi tarafından açılan istihkak davasının kabulü ile davalı alacaklının açtığı tasarrufun iptali davasının reddine karar verilmesi gerekirken, istihkak davasının reddi ile tasarrufun iptali davasının kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Belirtilen nedenlerle hükmün bozulması gerekirken, onandığı anlaşıldığından, onama kararının kaldırılarak hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı üçüncü kişi vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile, Dairemize ait 18.9.2015 gün, 2015/4251 Esas 2015/16599 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak yerel Mahkeme hükmünün BOZULMASINA, HUMK'nun 442/1. maddesi gereğince aynı mahkeme ilamı ile ilgili bir defadan fazla karar düzeltme isteğinde bulunulamayacağından ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek haline temyiz edene iadesine, 14.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy