MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı üçüncü kişi, 08.07.2013 tarihinde haczedilen menkullerin davacıya ait olduğunu, borçluyla ilgisinin bulunmadığını belirterek haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz mahallinde borçlu ... tarafından düzenlenen toplantıya davet mektubu ile borçluya ait icra takiplerini liste halinde gösteren evrak bulunarak dosyaya alındığını, halen haciz adresinde borçlunun faaliyette bulunduğunu 3.kişi ile borçlu arasında muvazaalı işlemler bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın süresinde açıldığı, haciz yapılan adres, haciz tutanağı içeriği ile dava konusu eşyaların davacıya ait olduğu iddiasının kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK'nun 96. ve devamı maddelerine dayalı 3. kişinin istihkak iddiasına ilişkindir.
Dava konusu haciz, “Rami Kuru Gıda Sitesi No:33 Rami" adresinde yapılmış olup, ödeme emri borçluya başka bir adreste tebliğ edilmiştir. İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi 3. kişi yararınadır. İspat yükü altında olan alacaklı karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahiptir.
Dava konusu haciz sırasında borçluya ait evraklar bulunduğu ve bu evraklar sebebiyle haciz yerinin borçlu ile bağlantısı olduğu alacaklı tarafından savunulmuşsa da, bulunan evrakların içeriği dikkate alındığında, bu evraklar borçlunun haciz yerinde ikamet ettiğini/çalıştığını göstermez. Sadece borçlunun eski eşinin haciz adresinde çalışması hususu da mülkiyet karinesinin borçlu yararına işletilmesi için yeterli kabul edilmemelidir. Bu bilgilere göre; somut olayda, mülkiyet karinesi 3. kişi yararına olup, ispat yükü altında bulunan alacaklının iddialarını ve mülkiyet karinesinin aksini ispatlayamadığı göz önüne alınarak, davanın kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile reddine yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle,davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 25.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.