MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı 3. kişi vekili, 07.05.2014 tarihinde haczedilen malların müvekkiline ait olduğunu, borçlu ile müvekkili arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığını açıklayarak istihkak davasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçluya ödeme emri tebliğ edilen adreste haciz yapıldığını, borçlu ile 3.kişi arasında akrabalık ilişkisi olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece,her ne kadar ödeme emri borçluya haciz yapılan iş yerinde tebliğ edilmiş ise de; davacı tarafça sunulan kira sözleşmesi, Esnaf Odası meslek faaliyet belgesi ile iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatının 3.kişi adına düzenlendiği ve takip tarihinden önceki tarihli olduğu, borçlunun iş yeri faaliyetine 24/05/2013 tarihinde yani takipten önce son verdiği görülmekle iş yerinin davacıya ait olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dava konusu haciz, borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapılmış, haciz mahallinde borçlunun babası hazır bulunmuştur. Buna göre, İİK'nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davacı 3. kişinin dayandığı, haczin yapıldığı yere ilişkin sunulan kira sözleşmesi adi nitelikte olup sözleşme tarihi borcun doğumundan sonradır. Bunun yanında, borcun doğumundan sonraki tarihleri taşıyan Esnaf Odası Meslek faaliyet Belgesi, işyeri açma ve çalışma ruhsatı istihkak davalarında güçlü delil teşkil etmezler . Hal böyle olunca, davacı 3.kişi mülkiyet karinesinin aksini ispat edememiştir.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy