9MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ... vekili, evlilik birliği içinde edinilen taşınmaz ve taşınmaza yapılan tadilat nedeni ile 50.000,00 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, taşınmazın kişisel malı ile alındığını ve tadilat masraflarının davalı tarafından karşılandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
1. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK m. 229) ve denkleştirmeden (TMK m. 230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK m. 219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK m. 231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK m. 236/1). Katılma alacağı Yasa'dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK m. 227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK m. 222).
Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 23.11.2009 tarihinde evlenmiş, 02.11.2010 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 30.04.2012 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK m. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın m. 10, TMK m. 202/1). Tasfiyeye konu 6091 ada 1 parsel 10 nolu dükkan, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 06.01.2010 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 179).
Yukarda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede;
a- Davacının taşınmaza yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Taraf ve tanık beyanları, banka kayıtları ve tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Mahkemece taşınmazın alınmasında davalının ziynetleri ve evlilik öncesi birikimlerle alındığınının kabulü yerinde ise de; ziynetler ve evlilik öncesi birikimlerle elde edilen para ile taşınmazın bedelinin tamamının karşılanarak satın alındığı kabul edilerek eksik araştırma ile karar verildiği anlaşılmaktadır. O halde Mahkemece yapılacak iş, taşınmazın alındığı tarihteki ziynetlerin miktarı ve değeri ile evlilik öncesi birikimlerinden elde edilen para (kişisel mal) tespit edilerek, kişisel mal ile taşınmazın bedelinin tamamının karşılanmadığının anlaşılması halinde bakiye kısmın edinilmiş maldan karşılandığının kabul edilerek (TMK m.222) davacının talebi hakkında karar verilmesi gerekir.
b-Davacının taşınmaza yapılan tadilat masraflarına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Banka kayıtları, taraf ve tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Mahkemece tasfiye konusu taşınmazın tadilatı için kredi çekildiğinin kabulü yerinde ise de; kredi ödemelerinin evlilik birliği içinde ödenip ödenmediği dikkate alınmadan eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiştir. Dosya kapsamında bulunan banka kayıtlarından çekilen kredilerin bir kısmının evlilik birliği içinde ödendiği sabittir (TMK m. 222). O halde Mahkemece, taşınmazın tadilatı için kullanılan kredilerin evlilik birliği içinde ödenen banka kredi dökümleri ve ödeme sürecine ilişkin belgelerin değerlendirilerek, kredi geri ödemelerinin evlilik birliği içinde ifa edilen kısmın ve niza konusu taşınmazın tadilatında kullanılan kredi ödemelerinden doğan davacının katılma alacağının usule uygun şekilde belirlenmesi ve sonucuna göre hüküm kurulmasıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarda 2-a, 2-b bentlerinde gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; davacının diğer temyiz itirazlarının yukarda 1. bentte gösterilen sebeplerle reddine ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.