MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil, Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın davalı ... yönünden reddine, davalı ... yönünden kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, haricen satın alma ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuki nedenlerine dayalı olarak... köyünde kain 988, 1001, 1021, 1169, 1193, 1288, 1600, 2364, 2366, 2370, 769, 4521 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına kayıt ve tesciline, mümkün olmadığı takdirde satış bedeli olarak davalı ...’a ödenen 6.200.00TL satış bedelinin ve 20.000 TL cezai şartın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ayrıca dava tarihi itibariyle taşınmazların güncel bedelinin fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000TL’sinin işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, davalının TMK’nın 1023. maddesi kapsamında iyi niyetli olarak taşınmazları iktisap ettiğini açıklayarak, davalı ... vekili, davaya dayanak olarak sunulan sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, tapu iptali ve tescil davasının reddine, alacak davasının kabulü ile 20.000TL’nin dava tarihi olan 5.5.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’dan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacı vekilinin tapu iptali ve tescil istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacı, 13.11.2009 tarihli “Taahhütname” başlıklı adi yazılı senede dayalı olarak az yukarıda parsel numaraları zikredilen taşınmazların tapu kaydının iptali ve adına tescil, mümkün olmadığı halde tazminat isteminde bulunmuştur. Dosya kapsamında mevcut tapu kayıtlarının incelenmesinde, az yukarıda parsel numaraları zikredilen davaya konu
taşınmazların tamamında 11/36 hissenin satış yolu ile 29.04.2014 tarihinde davalı ... adına tescil edildiği görülmüştür. Kural olarak tapu iptali ve tescil davalarında dava, kayıt malikine, kayıt maliki ya da malikleri ölüyse mirasçılarına yöneltilerek açılır. Somut olayda, uyuşmazlık konusu taşınmazlarda iptali istenilen hisselerin dava tarihi itibari ile tapuda ... adına kayıtlı olduğu görüldüğünden, Mahkemece davalı ... Yönünden açılan tapu iptali ve tescil davasının TMK 'nun 706. maddesi, BK'nun 213., 6098 sayılı TBK'nun 237. maddesi ve Tapu Kanunu'nun 26.maddesi gereğince resmi şekilde yapılmayan taşınmaz satımına ilişkin sözleşmelerin geçersiz olduğu gerekçesiyle, dava tarihinde malik olmayan davalı ... yönünden açılan tapu iptali ve tescil davasının ise dava tarihi itibari ile malik olmadığı anlaşıldığından pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ise de sonuç itibari ile davacının tapu iptali ve tescil istemi yönünden verilen ret kararı doğru görüldüğünden bozma nedeni yapılmamış, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı ... vekilinin alacağın tahsiline ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
a-Davacının davasına dayanak olarak sunduğu 13.11.2009 tarihli “Taahhütname” başlıklı senette; satıcı ... tarafından, muris ve muris evvellerinden intikal etmiş veya edecek... köyünde 89 adet taşınmazdan hissesine düşmüş ve düşecek 1.033.22m2 tarlanın tamamının vekaleten alıcı ...’e 6.200 Türk Lirası bedelle satıldığı, parasının nakit olarak alındığı, satıştan vazgeçme ve vekaletin azledilmesi durumunda 6.200TL bedelin cezai şartı ile birlikte 20.000 TL olarak nakden ve defaten ödeneceğinin taahhüt edildiği görülmüştür. Davacı, dava dilekçesinde tapu iptali ve tescil istemi dışında kademeli olarak, sözleşme ile ödenen bedel, cezai şart ile taşınmazların dava tarihi itibari ile rayiç değerlerinin ödenmesi talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, devir sözleşmesine dayalı ödenen semenin iadesi talebinin davalı ... yönünden kabulü ile 20.000TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’dan tahsiline karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.
Bilindiği üzere, harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. 10.07.1940 tarih 1939/2 esas ve 1940/77 karar sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararına göre “Haricen yapılan (tapu memuru huzurunda yapılmayan) taşınmaz mal satışından dönüldüğünde, satış bedelini geri vermeyen taraf, parası geri verilinceye kadar yararlandığı ürünleri ödemek ve ecrimisil vermekle yükümlü değildir.” Şu halde Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararına göre geçersiz sözleşmelerde, akdin geçersizliği sebebiyle her iki taraf verdiğini geri alabilir.
Bundan ayrı, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 182. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “..Asıl borç herhangi bir sebeple geçersiz ise veya aksi kararlaştırılmadıkça sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmişse, cezanın ifası istenemez” hükmü gereğince sözleşmede belirtilen cezai şartın ifasının tahsiline karar verilmesi mümkün olmadığı gibi, davacının geçersiz sözleşmeye dayalı olarak taşınmazların rayiç değerlerinin tahsiline karar verilmesi istemi de yerinde değildir.
Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi, denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder. Ülkemizde yaşanan enflasyon nedeni ile belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü
ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir. Hukuken geçersiz sözleşmeler tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı gözardı edilmemelidir.
Davacının harici satış nedeniyle davalı yana ödediği ve davalı tarafça da inkar edilmeyen harici satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre tazmini gerekir. Senette yer alan bedelin, uyarlama ve denkleştirici adalet kuralları ile 10.07.1940 tarih ve 1939/2 C, 1940/77 ve 07.06.1939 tarih, 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı YİBK kararlarının kapsamları ve TEFE-TÜFE endeksleri, altın-döviz kurlarındaki artışlar, memur ve işçi ücretlerindeki artışlar gözetilerek dava tarihine kadar ulaştığı değerin saptanması, bu konuda uzman bilirkişilerden bir hesap uzmanı, bir serbest muhasebeci yada mali müşavir ve bir bankacıdan rapor alınması gereklidir.
Buna göre, dosyanın bir hesap uzmanı, bir mali müşavir veya muhasebeci ve bir bankacıdan oluşturulacak ve bilirkişi kuruluna tevdi edilmesi, denkleştirici adalet kuralları da göz önünde bulundurularak harici satış senedindeki bedelin uyarlanma suretiyle dava tarihinde vardığı değerin belirlenmesinin istenmesi, bu konuda gerekçeli, karşılaştırmalı, tarafların ve Yargıtay’ın denetimine elverişli rapor alınması, ödenen bedelin dava tarihindeki uyarlanmış güncel değerinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yukarıda belirtilen Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararlarına ve açıklanan ilkelere aykırı olarak bu yönde araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün bedel istemine ilişkin bölümünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazlarının 1. bentte yazılı sebeplerle yerinde görülmediğinden REDDİNE, taraflarca HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 35,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile artan 306,10 TL'nin davacıya iadesine ve davalı Fahriye Balkan'dan alınan peşin harcın istek halinde iadesine 22.3.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy