MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesat Aidiyetinin Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın usulden reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davaya konu 4642 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 3 katlı bina ve 20 m2 sundurmanın vekil edeni tarafından yapıldığını açıklayarak, muhdesatın vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan ... (kendi adına asaleten ...'ya velayeten) ve ... davanın reddini savunmuş, diğer davalılar ise davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, eldeki dava ile konusu ve tarafları aynı olan davanın daha önce Bursa 5.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/483 Esas sayılı dosyası ile açıldığı ve Mahkemece ret kararı verildiği gerekeçesi ile, “Davacı vekilinin açtığı davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-h-ı-i ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine” karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesat aidiyetinin tespiti isteğine ilişkindir.
Somut olayda; her ne kadar Mahkemece yazılı gerekçeyle ret kararı verilmiş ise de, varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Şöyle ki;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda kesin hüküm 303. maddede ayrıntılı olarak düzenlenmiş olup buna göre; bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.
Dosya ekinde bulunan ve Mahkemece kesin hüküm olarak değerlendirilen, ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/483 Esas sayılı dosyanın incelenmesinden, “Davacı tarafından, dava konusu taşınmazla ilgili ortaklığın giderilmesi davası bulunması nedeniyle muhdesat tespiti istendiği, ancak ortaklığın giderilmesi davasının takip edilmemesi nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verildiği, Mahkemece de, davada hukuki yarar olarak dayanılan, ortaklığın giderilmesi davasında, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi nedeniyle, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verildiği” anlaşılmaktadır.
Eldeki davada ise davacı taraf, davaya konu taşınmazın Osmangazi Belediye Başkanlığı tarafından kamulaştırılması nedeni ile iş bu davayı açmış olup, her iki davanın sebebinin aynı olduğundan, dolayısıyla Bursa 6.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/483 Esas sayılı kararının eldeki dava açısından kesin hüküm ya da derdestlik oluşturmasından söz edilemez.
Aynı şekilde, öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
Dosya arasındaki belgelerden davaya konu taşınmazın, ....Belediye Başkanlığı tarafından kamulaştırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/483 Esas Sayılı dosyasının iş bu dava açısından kesin hüküm ya da derdestlik oluşturmayacağı ve mevcut kamulaştırma işlemi nedeniyle davacı tarafın muhdesatın tespitini istemekte hukuki yararının bulunduğu hususları gözetilerek, Mahkemece işin esasının incelenmesi ile toplanmış ve toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı ve yerinde olmayan gerekçelerle ret kararı verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 04.04.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.