MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın usulden reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 1354 ada 31 parsel sayılı taşınmazın vekil edeninin babası ve onun ölümünden sonra da vekil edeni tarafından 1937 tarihinden beri kullanıldığını, dava konusu taşınmazın maliki olarak gözüken Marya'nın kimse tarafından tanınmadığını belirterek, TMK'nın 713/2 maddesinde belirtilen ölüm, gaiplik ve bilinmeyen sebeplerine dayalı olarak dava konusu taşınmazda davalı Kayyımın temsil ettiği Eftim kızı Marya adına olan tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu taşınmaz hakkında davacı tarafından ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2000/781 esas sayılı dosyasına kayden tapu iptali ve tescil davası açıldığını, mahkemenin 20/06/2002 tarihli kararı ile davanın reddine karar verildiğini, bu nedenle derdestlik itirazında bulunduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, derdestlik nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delilerden, dava konusu 1354 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapulama yolu ile 30/04/1950 tarihinde ... adına tapuya tescil edildiği ve ...Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 14/06/1994 tarihli kararı ile... Defterdarı ...'ya kayyım tayin edildiği anlaşılmaktadır.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve TMK'nun 713/2 maddesi gereğince tapunun hukuki değerini yitirdiği gerekçesiyle açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Her ne kadar yazılı gerekçelerle davanın usulden reddine kararı verilmiş ise de, Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Bilindiği üzere, bir davanın görülebilmesi için öncelikle davada taraf teşkilinin sağlanması gereklidir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların duruşma gününden haberdar edilmesi ile mümkün
olur. HUMK'nun 73. maddesinde; “Kanun'un gösterdiği istisnalar haricinde Hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez” denilmektedir. Madde metninde açıkça görüldüğü üzere taraflar, yöntemine uygun bir biçimde davet edilmedikçe mahkemece karar verilemez. Aynı durum, HMK'nın 27. maddesinde de; “Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi haklarıyla bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler” amir hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu maddede yer alan “ hukuki dinlenilme hakkı” tabiri ile HMK'nın 27. (HUMK. m.73) maddesindeki durum ifade edilmiştir. Bu hak, Anayasa’nın 36. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Bu hak, iddia ve savunma hakkı olarak da bilinse, iddia ve savunma hakkından daha geniş ve daha üst bir kavram olarak nitelendirilmektedir.
Somut olayda, mahkemece davanın usulden reddine karar verilmiş ise de, yargılama sırasında payı iptale konu pay maliki davada taraf sıfatı ile yer almamış, davacı vekili tarafından dava kayyıma yönetilmiş ve yargılama bu şekilde sonlandırılmıştır.
Bilindiği üzere, tapu iptali davalarında, davanın, kayıt malikine, kayıt maliki ölmüşse mirasçılarına yöneltilmesi gereklidir. Ayrıca, kural olarak TMK.nın 713/2.maddesine dayalı olarak açılan davalarda kayyımın yeri bulunmamaktadır. Kayıt malikinin mirasçılarının bilinmesi halinde davaya dahil edilerek mirasçılar aleyhine yargılamaya devam edilmesi, aksi halde gerek tapu sicilinin tutulmasından sorumlu olması ve gerekse TMK.nın 501.maddesi hükmü uyarınca son mirasçı sıfatıyla Hazine aleyhine yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması gereklidir.
O halde, mahkemece kayıt malikine ait veraset belgesi alınmadan buna bağlı olarak taraf teşkili sağlanmadan, derdestlik sebebi yönünde davanın usulden reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın başında mahkemece kendiliğinden gözönünde bulundurulur. Açıklanan bu sebeplerle, anılan hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle,davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 03.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.