MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 189 ada 15 parsel sayılı taşınmazın malikinin davalıların murisi ... olduğunu, vekil edeninin eklemeli zilyetlik ile dava konusu taşınmazı 1960 yılından itibaren malik sıfatıyla nizasız fasılasız kullandığını belirterek, dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davaya konu taşınmazın tapulu olduğunu, tapulu taşınmazların olağanüstü zamanaşımı ile kazanılmasının mümkün olmadığını, davacının dava dilekçesinde sadece 54 yıldır iyi niyetli olarak malik sıfatıyla zilyet olduğunu belirttiğini, başka herhangi bir açıklama yapmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacının dava konusu taşınmaza olağanüstü zamanaşımını aşacak şekilde zilyet olması ya da davalılara ait tapulu taşınmaza mahalli bilirkişi ve tanık anlatımlarından anlaşıldığı üzere eski binayı yıkıp dava konusu yere 1960'lı yılların sonuna doğru mevcut binayı yapmış olması ve fiilen hayatını bugüne kadar sürdürmesinin davacınının talebini haklı kılmayacağı gerekçesi ile ret kararı verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu, 189 ada 15 parsel sayılı taşınmazın tapulama yolu ile 18.10.1957 tarihinde davalıların murisi ... adına tescil edildiği, ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 07.05.2015 tarihli veraset ilamına göre ...'in 10.10.1978 tarihinde vefat ettiği, 03.11.2014 tarihinde ise ... mirasçıları olan davalıların tapuda intikal işlemini gerçekleştirerek elbirliği halinde dava konusu taşınmazda malik oldukları, davalılar vekillerinin 25.06.2015 tarihli dilekçesi ile de; dava konusu taşınmazın son malikinin dava dışı ... olduğunu beyan ettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; dava açıldıktan sonrada sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde dava konusu malın veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi tasarruf serbestisi kuralının bir gereği, hak sahibi veya malik olmanın da doğal bir sonucudur. Usul Hukukumuzda da ayrık durumlar dışında dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş, dava konusunun davalı tarafından devri halinde ne yapılacağı 6100 sayılı HMK’nun 125. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre '' Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı seçimlik yetki olarak: a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür '' hükmü mevcuttur. Kendiliğinden (resen) gözetilmesi zorunlu bulunan bu usul kuralına göre, Mahkemece diğer yana seçimlik hakkı hatırlatılarak davaya hangi kişi hakkında devam edeceği sorulmalı, sonucuna göre işlem yapılmalıdır
Somut olayda; mahkemece, dava konusu taşınmazın son tapu kaydı dosya arasına alınmamış,taşınmazın satış ve devrinin gerçekleşip gerçekleşmediği gözönünde bulundurulmaksızın, yargılamaya devamla hüküm kurulmuştur. O halde; uyuşmazlık konusu parsel davalılar tarafından dava dışı ...'a satış suretiyle devredilmiş ise, TMK'nın 713/2. maddesinde yazılı ölüm sebebine göre açılan davada; mahkemece yapılacak iş, davacı yana 6100 sayılı HMK.nın 125 ve devamı maddeleri gereğince seçimlik hakkının hatırlatılması, davaya yeni malike karşı iptal ve tescil davası olarak devam edildiği takdirde, taşınmazı devralan yeni malike davalı sıfatıyla tebligat yapılıp delil gösterdiği takdirde delillerinin toplanıp, tüm deliller birlikte değerlendirilerek, gerçekleşecek sonuca göre, işin esası hakkında bir hüküm verilmesi gerekir. Bu nedenlerle, açıklanan yönde işlem ve inceleme yapılmak üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine, 27/03/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.