MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kiracılık Sıfatının Tespiti -Elatmanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, 01/05/2013 başlangıç tarihli kira sözleşmesi gereğince, ... site malikleri adına Bimeyko Toplu Yapı Yönetim Kurulu arasında site içinde bulunan sosyal tesisin işletilmesine yönelik olarak 3 yıllık kira sözleşmesi imzalandığını, kiracı ile kiralayanlar arasında sorun yokken kiralanın anahtarının davalılarca davacının izni olmaksızın değiştirildiğini, davalıların Yönetim Kurulunu yok sayarak kendi kendilerine yönetim oluşturulduklarını, kira sözleşmesini yok sayarak sosyal tesisin kilidini değiştirdiklerini, eski yönetimin görevi sona erse dahi yeni yönetim için eski yönetimin geçerli tüm işlemlerinin geçerli olacağını, davacının kira sözleşmesine göre kiralananı kullanma hakkı olup kiralananın içinde kendi kişisel eşya ve malları olduğu halde bunlardan yararlanamadığını, davalıların yeni kiracı için gazeteye ilan verdiklerini belirterek davacının geçerli kira sözleşmesi var iken, söz konusu yerin işletme ihalesinin durdurulmasını,sosyal tesisi 3.kişilere hukuka aykırı olarak kiraya verilirse dava sonuna kadar kullanım hakkının kısıtlanmasını, sosyal tesisteki mallarının davacıya iadesini, davacının kiracılığının tespiti ile davalılar tarafından yapılan müdahalenin menini ve kiralananın davacının kullanımına bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Bir kısım davalılar vekili davanın reddini savunmuştur.
Dikili Sulh Hukuk Mahkemesinin 16.07.2014 tarihli 2014/101 Esas, 2014/245 Karar sayılı ilamı ile Kat Mülkiyeti Hükümlerine uygun olarak kurulmamış olan yönetim tarafından düzenlenmiş olan kira sözleşmesinin geçerli olmayacağı kabul edildiğinden davanın Asliye Hukuk Mahkemelerinin görev alanına girdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş,bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiş, dosyanın süresinde Dikili Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, kira sözleşmesinin usulüne uygun olarak toplu yapıya geçiş yapmayan toplu yapı yönetim kurulu tarafından imzalandığı, görevsizlik kararında işaret edildiği üzere kiralananın tapu kaydında müşterek mülkiyet halinde olduğu, TMK’nın 691. maddesi gereğince kira sözleşmesinin pay ve paydaş çoğunluğu sağlanarak yapılması gerektiği ancak kira sözleşmesinin mahiyeti gereği kiralanan şeye malik olunmaksızın kira sözleşmesinin yapılabileceği, bu dosyaya yansıyan sair uyuşmazlıklara göre de Bimeyko sitesinde yeni yönetime eski yönetimin imzaladığı kira sözleşmesini kabul etmediği, bu hali ile geçerli bir kira sözleşmesi olmakla birlikte kira sözleşmesinin tapuda müşterek mülkiyete malik paydaşlara değil, paydaşlar adına hareket ettiğini iddia eden davalıları bağlayacağı, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin paydaşlar tarafından benimsendiğine ve sözleşmeye muvafakat edildiğine dair delil bulunmamasına göre sözleşmenin ifa olanağının bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir.
Uyuşmazlık, kiracılık sıfatının tespiti ile elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir. Dava, 18.11.2014 tarihinde 6100 sayılı HMK'nun yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.
Hal böyle olunca, mahkemece; uyuşmazlığın çözümünde Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, görevsizlik nedeniyle HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek davanın esası hakkında hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 09.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.