MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, 05.02.2015 tarihinde haczedilen menkullerin davacıya ait olduğunu, borçlu ...'nun davacı şirketin ortağı ve müdürü olması dışında şirketin dosya tarafları ile bağlantısının bulunmadığını, takibe konu çekin çalıntı olması nedeniyle ... C. Başsavcılığında soruşturmanın devam ettiğini, şahsi borç sebebiyle şirket mallarının haczedilemeyeceğini iddia ederek davanın kabulü ile menkuller üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, çekin çalındığına dair iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, davacı ile dosya borçlusu arasında organik bağ bulunduğunu, ibraz edilen belgelerin her zaman temini mümkün ve kesin delil niteliği taşımayan belgeler olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yargılama sırasında takibe konu borcun davacı tarafından ödendiği, bu sebeple davanın konusunun kalmadığı, dava açılış tarihi itibari ile mahcuz menkuller yönünden takibin durdurulmasına karar verildiği, davacı tarafından yatırılan teminat mukabili takibin durdurulduğu, bu işlemlerden sonra dosya borcunun ödendiği, davanın açılmasına sebebiyet veren tarafın davacı olduğu gerekçesiyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına,1.400,00 TL kötü niyet inkar tazminatının davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı 3. kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nun 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
İİK'nun 97/13. maddesi, "İstihkak davası üzerine takibin talikine karar verilip de neticede dava reddolunursa alacaklının alacağından bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmolunur." hükmünü taşımaktadır.
Anılan hükümden de anlaşılacağı üzere, 3. kişinin açtığı istihkak davası nedeniyle alacaklı yararına İİK'nun 97. maddesinin 13. fıkrasında öngörülen tazminata hükmedilebilmesi için ilk şart, istihkak davasının reddine karar verilmiş olmasıdır.
İstihkak davası açıldıktan sonra takipten feragat, takibin iptali, haczin kaldırılması ve temyize konu olayda olduğu gibi, borcun ödenmesi vb durumlarda davanın konusu kalmayacağından konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekir. Bu durumda da davanın esası hakkında bir karar verilmediğinden alacaklı yararına tazminata hükmedilemez.
Bu bilgiler ışığında, davanın esası hakkında karar verilmemiş olmasına rağmen mahkemece davacı 3. kişi aleyhine tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 Sayılı HMK'nin geçiçi 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nin 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hüküm fıkrasının 2. bendinde yer alan "1.400,00 TL. kötü niyetli inkar tazminatının davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine" cümlesinin hükümden çıkarılmasına, hükmün bu şekli ile düzelterek ONANMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 24.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.