MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı 3. kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3. kişiler vekili, müvekkilinin mallarının haczedildiğini, borçlu ile müvekkillerinin ilgisinin olmadığını açıklayarak istihkak davasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçluyla projeye aykırı olarak duvar yıkıp tuvaletin ortak kullanımını sağlayacak şekilde kapı açmasının birlikte oturmaya delalet ettiğini , alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik işlemler yapıldığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, davacı ...’in akrabası olduğunu, malların kendisine ait olduğunu, davacı şirketin aile şirketi olduğunu beyan etmiştir.
Mahkemece, haczin kuyumcu dükkanında yapıldığı, davacı tarafın kuyumcu olduğu davalı tarafın emlakçi olup dükkanların aynı apartman altında farklı sokak- caddeye bakan iki farklı dükkan olduğu,mahcuzların borçlu elinde değil 3. şahsın elindeyken haczedildiği, davacılardan İdris’in kuyumcu şirket yetkilisi olup, kendi adına istihkak iddiasında bulunmadığı gerekçesi ile davacı ...‘ın davasının reddine, davacı 3. kişi ... Kuyumculuk İnşaat ve Mühen. Gıda San.Ve Tic.Ltd.Şti. ‘nin davasının kabulüne karar verilmiş, kararı davalı alacaklı vekili ile davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı 3. kişi vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine,
2-Davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Dava konusu haciz mahallinde borçluya ait birçok evrak bulunmuştur. Öte yandan, Borçlu şirket ortağı ... borcun doğumundan sonra 09.12.2013 tarihinde hissesini davacı 3. kişi şirketin ortağı ve yetkilisi de olan ...’e devretmiştir. Kaldı ki, ..., borçlunun da dedesidir ve davacı 3. kişi İdris ile borçlu arasında akrabalık ilişkisi de mevcuttur. Bunların yanında, borçlu ile davacı 3. kişi aynı apartmanın altında faaliyet göstermekte olup kira sözleşmesine aykırı olarak, 3 . kişi dükkanın kendisine ait tuvalet ve lavabosunu iptal etmiş, yine apartmanın projesine aykırı olarak duvarını yıkmak suretiyle kapı açarak borçlu şirkete ait tuvalet her iki şirket tarafından kullanılmıştır. Yine, dosya kapsamında yer alan ticaret sicil kayıtlarına göre, borçlu haciz adresinde 12.10.2012 tarihine kadar faaliyette iken, bu tarih itibari ile yan dükkan da faaliyetine devam etmiş, davacı 3. kişi de borcun doğumundan sonra 01.01.2013 tarihinde haciz mahallinde faaliyete başlamıştır. Ayrıca, borçlunun faaliyet alanının kuyumculuk ile ilgili olmadığı iddia edilmesine karşın 27.03.2015 tarihli haciz borçlunun adresinde yapılmış olup, anılan adreste altın haczi yapılmıştır. Buna göre, İİK'nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davacı 3. kişinin dayandığı,haczin yapıldığı yere ilişkin sunulan adi nitelikteki kira sözleşmesi ve vergi levhası istihkak davalarında güçlü delil teşkil etmezler ve bu belgeler mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli değildir.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı 3.kişi vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366 ve 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nin 428. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya iadesine, 35,90 TL onama harcın peşin harçtan mahsubu ile artan 264,10 TL'nin temyiz eden davacılara iadesine, 13.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.