MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı 3.kişi vekili, müvekkilinin haciz yapılan gayrimenkulün maliki olduğunu, haciz mahallinin müvekkilinin ikamet adresi olduğunu, müvekkilinin babası olan borçlunun uzun yıllardır farklı bir adreste ikamet ettiğini, hacze konu menkullerin tamamının müvekkiline ait olduğunu, bu sebeplerle davanın kabulüne ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, taşınmazın davacı adına kayıtlı olmasının içerisindeki tüm menkullerin de davacıya ait olduğu anlamına gelmeyeceğini, davacı 3.kişi ile borçlu arasında alacaklılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı işlemler yapıldığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, haczedilen mahcuzların kendisine ait olmadığını beyan etmiştir.
Mahkemece,haciz sırasındaki site yöneticisinin haciz yapılan adresi borçlunun adresi olarak işaret etmesi karşısında haczin borçlu nezdinde yapıldığı, ispat yükünün davacı üçüncü kişide olması ve davacının da iddiasını ispatlayamaması gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dava dosyası ekinde bulunan ... 3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 30.01.2012 tarih 2011/350 Esas, 2012/93 Karar sayılı dosyanın incelenmesinde; borçlu tarafından takibe dayanak çekteki imzaya itiraz edildiği, mahkemece, imzaya itirazın kabulü ile takibin durdurulmasına, karar kesinleştiğinde takibin iptaline karar verildiği, kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesi ‘nin 13.09.2012 tarih 2012/7716 Esas, 2012/26202 Karar sayılı ilamı ile onandığı, Yagıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 21.02.2013 tarih 2012/33824 Esas, 2013/5414 Karar sayılı ilamı ile karar düzeltme isteminin reddedilmesi ile kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, borçlunun dayanak çekteki imzaya itirazının kabulü ile takibin durdurulmasına ilişkin verilen kararın kesinleşmesiyle, takip iptal olmuş, dosyadaki hacizler de kalkmıştır.
Bu sebeple, mahkemece, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve tarafların haklılık durumu dikkate alınarak yargılama giderlerinden hangi tarafın sorumlu olduğunun belirlenmesi gerekirken, davanın esası hakkında davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3. kişinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366. ve HUMK'nin 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 13.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy