MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davacı Hazinenin davasının reddine, davalı-davacı Mehmet ...'ın davasının ise kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı Hazine vekili ve davalı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı Hazine vekili ... köyünde bulunan ... adet parsel hakkında gerekli şartlar oluşmadan yapılan dağıtımın yok hükmünde olduğunu belirterek davalılar adına kayıtlı (... ada ..., ..., ..., ..., ... ada ..., ..., ..., ..., ... ada ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ada ..., ..., ..., ... ve ... ada ..., ..., ...) parsellerin tapularının iptali ile Hazine adına tescilini talep ve dava etmiştir
Birleşen karşı davalı-dosya davacısı ... ve ... vekili ise; müvekkili ...’ın yaklaşık 30 yıldır 1850 m2 olan taşınmazda oturup bu taşınmazı kullandığını, İl Özel İdaresi arsa dağıtım ekiplerinin köye geldiğinde müvekkili ...’in kullandığı bu taşınmazın 2000 m2 üzerine çıkarılıp iki parsele bölünüp müvekkilleri adına temlik cetvellerine yazıldığını, müvekkili ...’in bu iki parselin karşılığında belirlenen ilk taksidi bankaya yatırdığını, daha sonra arsa tahsis belgelerinde müvekkili ...’ın adının çizilip hile ve tahrifat ile yerine davalı ...’ın adının yazılmasının hukuka aykırı olduğunu, bu olayla ilgili ... 5.Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldığını belirterek ... ada ... parselin davalı ... adına olan tapunun iptali ile müvekkili ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davacı Hazine tarafından açılan davanın reddine, davalılar-karşı davacılar ... ve ... tarafından açılan davanın kabulü ile ... ada ... parselin davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tesciline karar verilmesi üzerine, hüküm davacı Hazine vekili ve davalı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir
Asıl dava Köy Kanunu’nda değişiklik yapan 3367 sayılı Kanunun uygulamasından kaynaklı yolsuz tescile ilişkin tapu iptali ve tescil, birleşen dava ise aynı kanunun uygulamasından kaynaklanan zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davalı ... mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece birleşen dosya davacılarının davasının kabulüne karar verilmiş ise de; dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; davacılar-davalılar aleyhinde arsa temlik cetvelinde düzeltme yapan muhtar ve ihtiyar heyeti üyelerine ilişkin “Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği" suçundan ... 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/236 Esas sayılı dosyasındaki yargılamada verilen mahkumiyet kararının Yargıtay 11.Ceza Dairesinin 2017/9119 Karar sayılı ilamı ile “"sanıkların dava konusu yerin ... ile ...’ın murisleri ...’a ait olduğu, üzerindeki evin de onun tarafından yapıldığı, ... mirasçılarının bir kısmının haklarından ... lehine feragat ettikleri ve bu yerde gerçek hak sahibinin ... değil ... olduğu bu sebeple de ...’ın başvurusunun reddedilerek gerçek hak sahibi olan ... adının listeye yazıldığını” beyan etmeleri ve buna dair bir kısım belgeler de sunmuş olmaları karşısında, sanıkların sahtecilik kastı ile hareket edip etmedikleri ve sahtecilik kastı varsa TCK’nin 211. maddesi kapsamında sanıkların gerçek bir durumun tespiti ve sahtecilik yapılıp yapılmadığı konusunda gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti için ... ve diğer mirasçıların tanık olarak dinlenmesi ve bildirilen belgelerin incelenmesi sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tespiti gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verilmesi,” gerekçesiyle bozulduğu anlaşılmıştır. O halde mahkemece bu sanıklara ilişkin Ağır Ceza Mahkemesindeki yargılama sonucu da beklenerek toplanmış ve toplanacak delillere göre bir değerlendirme yapılmalıdır.
Hemen belirtilmelidir ki, Köy Yerleşme Alanı Uygulama Yönetmeliğinin 12. maddesinde arsa satın alabilmek için; ”İsteklinin reşit olması, kendisine, eşine ve reşit olmayan çocuklarına ait evi veya arsası bulunmaması, var ise evinin harap, arsanın kullanışsız olması, isteklinin ikamet etmekte olduğu köy nüfusuna kayıtlı olması ve o köyde asgari 5 yıl oturmuş olması, nüfus kaydı evvelce başka yerlerde olup, bu kanunun yürürlüğe girmesinden sonra bu köy nüfusuna aktarmış olanların, hak sahibi olabilmeleri için nüfus kaydı aktarma işlemi tarihinden itibaren 5 yıl süreyle fiilen o köyde ikamet etmiş olmaları şarttır.” düzenlemesine yer verilmek suretiyle ihtiyaç sahipliği koşulları belirtilmiştir.
Somut olayda ise, davalı ...’ın bahsi geçen koşulların hiç birini taşımadığı, davalı-karşı davacı ...’ın bu koşulları taşıdığı ileri sürülerek dava açılmış, ne var ki, mahkemece belirtilen koşulların bulunup bulunmadığı araştırılmadan hüküm kurulmuştur.
Hal böyle olunca, iddia ve savunma doğrultusunda tarafların tüm delillerinin eksiksiz toplanması, arsa temlik cetvelinde düzeltme yapan muhtar ve ihtiyar heyeti üyelerine ilişkin “Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği" suçundan yapılan yargılamanın sonucunun beklenmesi ve davalı ... lehine hak sahipliği koşullarının oluşup oluşmadığının yukarıda sözü edilen yasal düzenlemeler gözetilerek incelenmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Davalılar ... mirasçıları vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca Hazine'den harç alınmasına mahal olmadığına ve peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine 13.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.