MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili; dava konusu 233 ada 12 nolu parsel üzerindeki 2 katlı ev ile tek katlı yapının müvekkillerinin murisine ait olup onun vefatı ile müvekkillerine intikal ettiğini belirterek taşınmaz üzerindeki 3 ve 3/B kapı nolu binanın müvekkillerine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ... ve ... vekili; davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.
Davalı ...; davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.
Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; bozmadan önceki ilk kararda davanın kabulüyle dava konusu 233 ada 12 nolu parsel üzerinde bulunan, bilirkişi ...'in 13/12/2010 tarihli rapor ve eki krokisinde (B) harfi ile gösterilen iki katlı ev ile (C) harfi ile gösterilen tek katlı yapının davacılara aidiyetinin tespitine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 28.02.2013 tarih ve 2012/2406 Esas ve 20131866 karar sayılı ilamıyla “ ...taraflar arasında görülen ortaklığın giderilmesi davası sonunda verilen "davanın reddine" ilişkin kararın kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak dava şartının varlığı duraksamasız belirlenmesi gerekirken, bu olgu gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz,..” gerekçesiyle yerel Mahkemece verilen karar bozulmuştur.
Bozma üzerine Mahkemece; “..davacı tarafça .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2005/832 Esas sayılı dosyasında kararın tebliği ile temyiz işlemleri verilen makul süreye rağmen yapılmadığı, bu hususta yeniden süre verilmesinin yararsız olduğu, davacının kararın tebliğ ve temyiz işlemlerini yapmasının beklenmesinin keyfiliğe bundan hareketle makul sürede yargılanma hakkının ihlaline neden olacağı açık olup derdest bir ortaklığın giderilmesi davası bulunmadığı, dava derdest olduğu yani karar davacı lehine bozulduğu takdirde her zaman muhdesat aidiyeti tespiti davası açılabileceği..” gerekçeleriyle hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava; Taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların tespiti isteğine ilişkindir.
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur(4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatm arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması(6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.)
Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatm tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu taşınmaz hakkında Zonguldak 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2005/382 Esasında ortaklığın giderilmesi davasının açıldığı, mahkemesince 30/04/2009 tarihli ve 2009/421 Karar sayılı karar ile davanın reddine karar verildiği ancak tebliğ işlemlerinin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, ortaklığın giderilmesi dosyası derdest olup henüz sonuçlanmamıştır.
O halde; söz konusu taşınmaz hakkında yukarıda bahsedilen ilkeler ışığında, ortaklığın giderilmesi davasının derdest olması karşısında, mahkemece toplanmış ve toplanacak delillere göre davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.