MAHKEMESİ:Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ... Tunca vekili, dava dilekçesinde belirtilen taşınmaz nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuştur.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile, 20.000-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir(6100 sayılı HMK.nın 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Eşler, 04.09.1996 tarihinde evlenmiş, 05.10.2010 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir(TMK.nın 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nın yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı(743 sayılı TMK.nın 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir(4722 sayılı yasanın 10, TMK.nın 202/1.m). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır(TMK.nın 179.m).
Mahkemece, tarafların evlilik birliği içerisinde 369 ada 551 parseldeki 1 nolu bağımsız bölümü inşaat halindeyken satın aldıkları, bu sebeple tapuda devir işleminin gerçekleştirilmediği, daha sonra söz konusu taşınmazın davalı tarafından haricen satıldığı gerekçesiyle davacının katılma alacağı talebinin kabulü ile taşınmazın güncel değerinin 1/2'sinin davacıya ödenmesine karar verilmişse de, bu karara katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; davacı vekili, tarafların evlilik birliği içinde 2010 yılında inşaat halinde bir taşınmaz satın aldıklarını açıklayarak taşınmazın tasfiyeye tabi tutulmasını istemiştir. Davalı taraf ise, 2010 yılında 369 ada 551 parsel üzerindeki inşa halindeki yapıdan 16.000-TL peşinat verilmesi ve bakiye 24.000-TL ödendiğinde mülkiyetin davalıya devredileceği hususunda müteahit ile ön anlaşma yapıldığını, 16.000-TL peşinatın ödendiğini, evlilik birliğinin bozulması üzerine geçim sıkıntısına düşen davalının bakiye kısmı ödeyemeyince verdiği peşinatı geri aldığını ve bu parayı boşanma davası sürecinde çocukların bakımında kullandığını savunmuştur. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile taşınmazın güncel değerinin yarısı üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki; mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye edilir(4721 s.lı TMK.nın 235/1. m). Davacı tanığı olarak dinlenen müteahit ... 22.12.2014 tarihli yargılama oturumunda, taraflara 3-4 yıl kadar önce inşaat halinde bir daire sattığını, peşinat olarak 16.000-TL ödediklerini, birkaç ay sonra davalının kendisini arayarak evi alamayacaklarını söylediğini ve paranın iadesini istediğini, bunun üzerine verdiği hesap numarasına peşinat olarak verilen 16.000-TL'yi yatırarak iade ettiğini, başkaca bir para almadığını beyan etmiştir. Dosya kapsamı ve davalı tarafça karşı çıkılmayan anılan tanık beyanı nazara alındığında mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihi itibariyle tasfiyeye tabi bir taşınmaz bulunmadığı, taşınmaz satın alınırken peşinat olarak ödenen ve satıştan vazgeçilmesi nedeniyle geri alınarak davalı yedinde bulunan 16.000-TL nakit para olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bu paranın tasfiyeye tabi mal kabul edilmesi gerekirken yazılı şekilde satın alınmaktan vazgeçilen taşınmazın tasfiyeye tabi mal kabul edilmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 239/3.maddesi hükmüne göre; aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür. Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi buna ilişkin mahkeme kararının verildiği tarihtir. Mahkemece, mal rejiminin tasfiyesi ile davacı lehine hüküm altına alınan katılma alacağına, kararın verildiği tarihten geçerli olmak üzere faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekirken, yanlışa düşülerek dava tarihinden itibaren faiz uygulanması yasal düzenlemeye ve Yargıtay uygulamalarına aykırıdır.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 21.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.