MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mera Kaydının İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı ... ile davalı Belelediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili; ... ilçesi ... köyü ... bölgesinde davacının 5462,97 m2 arazisi olduğunu, bu yerin kadastro çalışmaları esnasında 1964 yılında tapulama harici bırakılan yer olduğunu, daha sonra mera komisyonu tarafından mera oluşturulduğunu, bu yerin kazandırıcı zamanaşımı süresini aşan bir süredir davacı zilyetliğinde olduğunu, mera olmadan önce de davacı kullanımında bulunduğunu, taşınmazın tarım arazisi vasfında olduğunu, bu nedenle mera kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili; dava konusu yerin mera komisyonu kararı ile mera ilan edildiğini, mera vasfında olduğundan özel mülkiyete konu edilemeyeceğini yersiz ve mesnetsiz davanın reddini savunmuştur.
Davalı Köy Tüzel Kişiliği adına Köy Muhtarı; Dava konusu yerin taşlık bir alan olduğunu, davacının bu yeri sürdüğünü ve kepçe getirerek taşlarını ayıkladığını, 2008 yılında mera komisyonunun mera olarak bu yeri tespit edip köy tüzel kişiliğine tescil ettiğini beyan etmiştir.
Mahkemece; dava konusu yerin tespit harici bırakıldığı tarih olan 1965 tarihinden mera komisyon karar tarihi olan 2008 tarihine kadar nizasız fasılasız 20 yıldan fazla bir süre malik sıfatıyla zilyet olunduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı, fen bilirkişi raporuna göre 849,82m2lik kısmın ise orman sahası içerisinde kaldığı ve ormanların da zilyetlik ve zamanaşımı ile kazanılamayacağı, geri kalan 5171,48m2lik kısmın ise TMK 713, 3402 SAYILI Kadastro Kanunu 13, 14 ve 16 maddeleri gereği kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine fen bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 5171 m2'lik kısmın ifrazı ile mera kaydının iptaline davacı adına kayıt ve tesciline, yine fen bilirkişi raporunda B harfi ile gösterilen 849,82 m2'lik kısma ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Hüküm, davalı ... ve davalı ... vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava; zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak açılmış mera kaydının iptali ile tescil talebine ilişkindir.
Mahkemece; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 2 fen bilirkişisi ile 1 ... bilirkişisinden oluşan heyet ile keşfe gidilmiş olup yapılan keşif sonrası dosya içerisine konulan 07.04.2015 tarihli teknik bilirkişi raporu ekinde bulunan krokiye göre nizalı taşınmazın kuzeydoğu sınırında orman bulunduğu ancak usulüne uygun orman araştırması yapılmadığı anlaşılmakla mahkemece öncelikle yöntemine uygun orman araştırması yapılmalı, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlenirse taşınmazın zilyetlikle kazanmaya elverişli olup olmadığı, zilyetlikle kazanmaya elverişli ise davacı yönünden zilyetlik şartlarının oluşup oluşmadığı incelenmelidir. Bu bağlamda, yöreye ait en eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritaları ile kadastro tespit tarihinden 20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan üretilen memleket haritaları (Memleket haritalarının orijinalinden çekilmiş renkli örnek olmasına dikkat edilmeli), bulundukları yerlerden dosyaya getirtilmelidir. Bunların yanında davacı adına belgesizden zilyetlik nedenine dayalı olarak taşınmaz tespiti ve kaydı yapılıp yapılmadığı tapu ve kadastro müdürlüğünden, tescil davası olup olmadığı mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırılmalıdır. Dosya keşfe hazır hale getirtildikten sonra, bu konuda uzman bir orman mühendisi, bir ... mühendisi, bir harita mühendisi bilirkişiden oluşan bilirkişi heyeti marifetiyle yeniden keşif yapılmalıdır. Bu keşif sonrasında düzenlenecek raporlarda dava konusu yerin 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi uyarınca orman içi açıklık olup olmadığını, öncesi de değerlendirilerek ormandan kazanılmış olup olmadığını , orman sayılan yerlerden olup olmadığını belirtir, bilimsel ve araştırma ve uygulamaya dayalı rapor alınmalıdır. O halde; mahkemece uzman orman yüksek mühendisi ile usulüne uygun orman araştırması yapılması gerekirken, davaya devamla yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ... ve Belediye Başkanlığı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca usul ve yasaya aykırı kararın BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nın 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 21.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.