MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 135 ada 19 parsel sayılı taşınmazı 28.11.1967 tarihli satış senediyle davacının babasının satın aldığını, 1980 yılında da davacıya devrettiğini, bu tarihten sonra taşınmaz üzerinde davacının nizasız fasılasız zilyetliğini devam ettirdiğini, davalıların yirmi yıl boyunca intikal yaptırmadıklarını ileri sürerek taşınmazın davalıların murisleri adına olan kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davanın süresinde açılmadığını, taşınmazın 21.09.1960 tarihinde tapuya tescil edildiğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin resmi şekilde düzenlenmesi gerektiği, tapulu taşınmazın harici senetle satışının mümkün olmadığı, TMK 713/2. maddesi kapsamındaki talebi yönünden de dava konusu taşınmazın maliklerinin belli olduğu, davalıların murislerinin gaipliklerinin de söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı tarafın, haricen satın alma hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil isteminin reddine ilişkin kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, bu yöne ilişkin davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davacı vekilinin TMK 713. maddesinin 2. fıkrası kapsamındaki temyiz itirazlarına gelince;
Dava, TMK 713/1 ve 713/2 maddesinde yazılı bulunan “ölüm” hukuki nedenine dayalı mülkiyet aktarımına yönelik tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın olağanüstü zamanaşımı yoluyla iktisabı mümkün değildir. Ancak kanunun açıkça izin verdiği ayrık durumlarda tapulu bir taşınmazın tamamının veya belli bir payının koşulları oluştuğu takdirde olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılması mümkün olabilir. Kanunda düzenlenen ayrık hallerden biri de, TMK'nın 713/2. maddesidir.
Tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesine imkan tanıyan TMK'nın 713/2. fıkrasında yer alan üç halden biri olan “…ölmüş…” ibaresi , “Anayasa Mahkemesi'nin 17.03.2011 tarih ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptal edilmişse de, Dairenin sapma göstermeyen uygulamalarında, Anayasa Mahkemesi'nce yürürlüğün durdurulmasına ilişkin kararın verildiği 17.03.2011 tarihine kadar hak sahipleri yararına kazanma koşulları oluşmuş, malik 20 yıl önce ölmüş ve 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, TMK'nun 713/5. Maddesi uyarınca bu tür hak sahiplerinin de dava açma yönünden kazanılmış haklarının olduğu kabul edilmektedir. Başka bir anlatımla, TMK'nun 713/5 maddesinin son cümlesindeki "mülkiyet birinci fıkrada öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur" düzenlemesi uyarınca Anayasa Mahkemesi'nin yürütmeyi durdurma kararı ya da dava tarihinden hangisi daha önce ise o tarihe kadar zilyetlikle kazanma koşullarının tamamlanıp tamamlanmadığı araştırılmalıdır. O halde görülmekte olan dava da Anayasa Mahkemesi'nin yürütmeyi durdurma tarihi dikkate alınmalı, Kanunda bulunan zilyetlik koşullarının bu tarihe kadar oluşup oluşmadığı tespit edilmelidir.
Dava konusu 135 ada 19 parsel sayılı taşınmazın malikleri ... (ölüm tarihi 13.09.1953), ... (ölüm tarihi 26.01.1994) ve Safiye Taşkın (ölüm tarihi 11.10.1998) olup her üçü için de edinme tarihi 17.12.1964’tür.
Bu açıklamalar karşısında; davada TMK'nın 713/2. maddesinde yer alan “ölüm” hukuki sebebine dayanıldığına göre iddia ve savunma doğrultusunda tarafların delillerinin toplanması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre işin esası ile ilgili bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları (2) nolu bentte açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin, haricen satın alma hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil isteminin reddine ilişkin temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 09.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.