MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ... vekili, dava dilekçesinde belirtilen taşınmaz ve üzerindeki yapılar nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuştur.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, soyut ve birbiri ile örtüşmeyen tanık anlatımlarına dayanılarak davacı kadının dava konusu malvarlığının edinilmesinde kanunun aradığı anlamda doğrudan maddi bir katkısının olduğunun ispatlandığı kabul edilemeyeceği ve dava konusu taşınmazın edinildiği tarihte taraflar arasında mal ayrılığı rejimi geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir(6100 s.lı HMK 33 m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katkı payı alacak isteğine ilişkindir.
01.01.2002 tarihinden önce 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin(TKM) yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal ayrılığı rejimi geçerliydi(TKM 170 m). TKM'de, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme mevcut olmadığından, eşlerin bu dönemde edindikleri malvarlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı kanunun 5.maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri göz önünde bulundurularak "katkı payı alacağı" hesaplama yöntemi kurallarına göre çözüme kavuşturulmalıdır. Zira Borçlar Kanunu, Medeni Kanunun tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir(eBK 544, TBK 646 m).
Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir(TKM 186/1 m). Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallarıdır(TKM 189 m). Kadın veya kocanın, mal rejiminin devamı sırasında diğerinin edindiği malvarlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteğinde bulunabilmesi için mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir.
Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınan tasfiyeye konu mala çalışma karşılığı elde edilen gelirlerle(maaş, gündelik, kar payı vs gibi) katkıda bulunulduğunun ileri sürüldüğü durumlarda; çalışarak, düzenli ve sürekli gelire sahip eşin, aksi kanıtlanmadıkça, yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğunun kabulü gerekir. Yargıtay'ın ve Dairemizin devamlılık gösteren uygulamaları da bu yöndedir.
Bu açıklamalar doğrultusunda; öncelikle evlenme tarihinden, malın edinildiği tarihe kadar, eşlerin çalışma sürelerine ve gelirlerine ilişkin belgeler bulundukları yerlerden eksiksiz olarak getirtilmelidir. Çalışmanın sabit olmasına rağmen, bir kısım döneme ilişkin belgelere ulaşılamaması durumunda, ilgili meslek kuruluşlarından ve/veya bilirkişilerden o döneme ilişkin yaklaşık gelir durumu sorulup öğrenilerek, malın edinildiği tarihe kadar ki eşlerin tüm gelirleri ayrı ayrı belirlenmelidir. Sonra, her bir eşin alışkanlıkları, ekonomik ve sosyal statüleri gözetilerek, kişisel harcamaları ile ayrıca kocanın 743 sayılı TKM'nin 152. maddesi gereğince evi geçindirme yükümlülüğü nedeniyle yapabileceği harcama, eşlerin kendi gelirlerinden düşülerek, gerçekleştirebilecekleri tasarruf miktarları ayrı ayrı tespit edilmeli, daha sonra her eşin tasarruf miktarının, birlikte yaptıkları toplam tasarruf miktarı içerisindeki oranı belirlenmelidir. Her bir eşin bulunan bu tasarruf oranı, çalışmaları karşılığı elde ettikleri gelirleriyle malın alımına yaptıkları katkı oranı olarak kabul edilerek, tasfiyeye konu malın dava tarihi itibariyle belirlenecek sürüm(rayiç) değeri ile çarpılmak suretiyle katkı payı alacak miktarları hesaplanır.
Sözü edilen değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülmesi durumunda konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır. Tasfiyeye konu birden fazla malın bulunması durumunda, her biri için aynı yöntem uygulanır.
Somut olaya gelince; eşler, 20.03.1981 tarihinde evlenmiş, 17.07.2012 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir( TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı(TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir(4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Tasfiyeye konu 1399 parsel sayılı taşınmaz, eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 13.12.1995 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır(4721 s.lı TMK 179 m).
Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de, gerekçe dosya kapsamı ile örtüşmemektedir. Şöyle ki; davacı tanığı ... beyanında “davacı baldızım olur, davalı olan eşi çiftçidir davacı da işlerinde yardımcı olur, birlikte çalışmışlardır, ...kayınpederimiz hepimize kooperatif evi yazılmıştı, biz yatıramadık, 1996 yıllarında olabilir tam hatırlamıyorum, davacı olan baldızım da bu hisseyi sattı, 8.000 civarında satış parası alındı, bu parayı eşine vermiştir, ...daha sonra kazandıklarıyla da üzerindeki evi ve işyerini yaptılar... kayınpederim sağlığında 1 tane inek verdi, davacı kızına da 1 tane buzağılı inek vermiştir...” şeklinde, davacı tanığı ... beyanında “davacı baldızım olur, davacının altınları bilezikleri vardı, bunu satıp davalının babasından yer satın aldılar, daha sonra bu yeri davalı bana sattı, 15 sene kadar önce oldu, tam bedeli hatırlamıyorum, o zaman ev yapılıyordu, tarlayı satıp ev yapacağız dediler, arsa alınmıştı, ev yapılırken bu tarla satıldı,... ikisi birlikte çalıştılar çabaladılar, ...kayınpederim kızlarına bir kooperatif hissesi ve 1 tane de inek verdi..” şeklinde, 1982 doğumlu müşterek çocuk davacı tanığı ... beyanında “ taraflar anne ve babam olur, babam ve annem birlikte çiftçilik yapmışlardır, annem her zaman babama işlerinde destek olmuştur, evde oturup babamın getirdiği paraya bakmamıştır, kendisi de çalışmıştır, arsa birlikte alındı, ev birlikte yapıldı, ... tarlada bağda bahçede birlikte çalıştılar artı pazarcılık yaparken de birlikte
çalıştılar, biz ilkokula giderken dedem anneme buzağı vermişti, onun sütünü sattı, yoğurdunu sattı, üretti, sonrasında da yine dedem anneme kooperatif hissesi verdi, ben çok küçüktüm değerini bilmiyorum, tüm kardeşlerine de vermişti, teyzelerim de almıştı, oradan biliyorum,...arsa alınırken ev ve işyeri yapılırken babamın üzerine olan bir tarla satıldı, bu 10 dönüm bir tarlaydı, bu tarla alınırken annemin altınları bozdurulmuştu,...” şeklinde beyanda bulunmuştur. Tüm dosya kapsamı, tanık beyanları, özellikle 1982 doğumlu müşterek çocuğun beyanları nazara alındığında davacı kadının dava konusu malvarlığının edinilmesine katkıda bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılması gereken iş, yukarıda belirtilen ilke ve esaslar nazara alınarak dosya içeriği ve tanık beyanlarına göre davacının katkı oranını belirlemek, bu katkı oranının tasfiyeye konu malvarlığının dava tarihi itibariyle belirlenecek sürüm (rayiç) değeri ile çarpılması suretiyle bulunacak miktara katkı payı alacağı olarak hükmetmekten ibarettir. Bu nedenle, mahkemece açıklanan yönde araştırma ve inceleme yapılarak gerçekleşecek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; eksik incemeyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 28.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy