MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
... ile ... ve ... aralarındaki katılma alacağı davasının kabulüne dair 6. Aile Mahkemesi'nden verilen 03.12.2013 gün ve 542/1136 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... vekili, evlilik birliği içinde edinilen taşınmaz nedeniyle 10.000,00 TL katılma alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 20.11.2013 tarihli dilekçesi ile talep miktarını artırarak, toplam 22.500,00 TL talep etmiştir.
Davalı ... vekili, taşınmazın amcasından aldığı borç para ve kredi ile alındığı, borcunun devam ettiği, taşınmazın edinilmesinde davacının katkısı bulunmadığını iddia ederek açılan davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili, davanın eşe karşı açılabileceği, davalı ...'ya borç para verdiği, borcun ödenmemesi nedeniyle icra takibi başlattığını iddia ederek açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın alınması için alındığı iddia edilen borç para ve krediye ilişkin bir değerlendirme yapılmadan dava konusu taşınmazın edinilmiş mal olduğu gerekçesi ile 22.500,00 TL' nin karar tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... yönünden açılan davanın tefrikine karar verilmiştir. Hüküm, davalı ... vekili tarafından hükmün esası yönünden temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Tasfiyeye konu taşınmazın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 sayılı TMK'nun 202/1.maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir.
Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, taşınmazın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, taşınmazın tasfiye tarihindeki (karara en yakın)
sürüm(rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur.
Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu taşınmazın satın alma bedeli, bunun kredi ile ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye (karara en yakın) tarihindeki sürüm(rayiç) değeri ayrı ayrı belirlenmelidir.
Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, taşınmazın satın alınmasına ilişkin akit tablosuyla birlikte tapu kaydı, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. Uyuşmazlığın çözümünde kullanılabilecek belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan kuruldan da yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 22.08.2006 tarihinde evlenmiş, 25.09.2008 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir(TMK m. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın m. 10, TMK m. 202). Tasfiyeye konu 400 ada 8 parsel sayılı taşınmazın 5/154 hissesi, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 14.03.2007 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m).
Yukarda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede;
Dava konusu taşınmazın 14.03.2007 tarihinde edinildiği, aynı tarihte davalı ... tarafından bankadan 60 ay vadeli tüketici kredisi çekildiği, bu kredinin 18 aylık taksidinin mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihine kadar ödenmesine rağmen; kalan 42 ay taksidinin ödenmesinin daha sonrasına kaldığı; ayrıca davalı ...'nın amcasından 13.000,00 TL borç para aldığını savunduğu da anlaşılmaktadır. Mahkemece, ödemesi mal rejiminin sona ermesinden sonrasına kalan kredi taksitleri ile amcasından borç alıp almadığı ve bunların TMK.230 maddesi uyarınca davalı yararına denkleştirme gerekip gerekmediği konularında bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan sonuca gidildiği görülmüştür. Bu itibarla, bankalardan gelen yazı cevapları, tanık beyanları ve savunma üzerinde durularak bu hususlarda gerektiğinde uzman bilirkişilerden rapor alınması gerektiği düşünülmeden, eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarda gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve taraflarca HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 384,25 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'ye iadesine 15.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.