MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, 20.09.2012 günlü hacze konu menkullerin davacı üçüncü kişiye ait olduğunu belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne haczin kaldırılmasına karar verilmiş, hükmün, davalı alacaklı vekili tarafından temyizi üzerine, yerel Mahkeme kararı Daire'nin 10.02.2014 gün, 11379-1972 Esas-Karar sayılı hükmüyle onanmış; bu kez davalı alacaklı vekilinin karar düzeltme talebi üzerine Daire'nin 25.09.2014 gün, 18642-17189 Esas-Karar sayılı hükmüyle dava konusu beş adet büyükbaş hayvan dışında kalan büyükbaş hayvanların borçlu ile ilgisinin belirlenemediği anlaşıldığından, anılan beş adet mahcuz dışında kalan hacizli hayvanlar açısından tashihi karar başvurusunun reddine, dava konusu TR-041021220, 041044899, 041044900, 041044890, 041044860 kulak küpe numaralı 5 adet büyükbaş hayvan borçluya aitken, kredi borcunun kat edildiği 01.12.2006 tarihinden sonra üçüncü kişiye satıldığı, Yargıtayın ve Dairenin yerleşmiş uygulamasına göre; burada alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı işlem yapıldığının kabulü gerektiği gerekçesiyle, anılan beş mahcuz için Dairenin onama kararının kaldırılarak hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece uyulmasına karar verilen Daire bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama sonunda, 20/09/2012 tarihinde haczedilen 5 adet büyükbaş hayvana ilişkin istihkak iddiasının reddine, haczedilen diğer büyükbaş hayvanların davacıya ait olduğunun tespitine, büyükbaş hayvanlar üzerindeki haczin kaldırılmasına, davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 8.400 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,davacı tarafından yapılan 12.721,85 TL. yargılama giderinden kabul ret oranına göre 10.601,50 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacı 3. kişi vekili yasal süresi içerisinde temyiz isteminde bulunmuş,bilahare isteminden feragat etmesi üzerine Mahkemece gerekçeli karar taraflara tebliğ edilmeden 08.07.2015 tarihinde kesinleştirilmiştir.
Bu aşamadan sonra, davacı 3. kişi vekilinin başvurusu üzerine Mahkemece 10.07.2015 tarihinde, ihtiyati tedbir uyarınca yatırılan teminatın iadesine karar verilmiş, davalı alacaklı vekili 06.08.2015 tarihli dilekçesi ile de teminatın iadesine ilişkin kararın kaldırılmasını talep etmiş,Mahkemece 07.08.2015 tarihinde el çekilen dosyada teminat hakkında yeniden karar verilemeyeceğinden talebin reddine karar verilmiş, davalı alacaklı vekilinin 03.08.2015 tarihli dilekçesi ile yargılama giderlerinin kabul ve ret oranına göre dağıtılmadığını öne sürerek hükmün yargılama giderlerine ilişkin kısmının tavzihine karar verilmesi talebi üzerine Mahkemece 05.08.2015 tarihli ek karar ile, HMK.'nin 305/2. maddesi uyarınca taraflara yüklenen hak ve borçların tavzih yolu ile değiştirilemeyeceği gerekçesiyle tavzih isteminin reddine karar verilmiştir.
Anılan ek kararların tebliği üzerine, davalı alacaklı vekilinin yasal süresi içerisinde ek kararların temyizen bozulması istemli dilekçe sunduğu, temyiz dilekçesi içeriğinde teminatın iadesinin yanı sıra, 09.06.2015 tarihli asıl karara ilişkin olarak masraf ve vekalet ücretinin yanlış hesaplandığı,davanın açılmasına davacı 3. kişi sebep olmasına rağmen, yargılama masraflarının kendilerine yüklenmesinin ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunun öne sürüldüğü anlaşılmıştır.
1-Tavzih isteminin reddine ilişkin 05.08.2015 tarihli ek karar ve 09.06.2015 tarihli asıl karara yönelik temyiz istemi yönünden;
HMK’nin 321.maddesinde belirtilen şekilde hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte tefhim edilemediği hallerde gerekçeli kararın mutlaka taraflara tebliğ edilmesi gereklidir. Kararın gerekçesini içermeyen 09.06.2015 tarihli tefhimin HMK.’nin 321. maddesinde düzenlenen nitelikte bir tefhim olduğundan bahsedilemez. Ayrıca gerekçeli karar davalı alacaklı tarafa tebliğ de edilmemiştir. Tüm bu açıklamalar karşısında davalı alacaklı vekilinin temyiz dilekçesinin yasal temyiz süresi içinde verildiğinin kabulü ile tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Mahkeme kararının İİK'nin 366. ve HUMK'nin 428. maddeleri uyarınca ONANMASINA,
2-Teminat iade kararının kaldırılması talebinin reddine ilişkin 07.08.2015 tarihli ek karara yönelik temyiz istemi yönünden;
İcra Mahkemesi kararlarından hangilerinin temyiz olunabileceği özel hükümlerle ve genel olarak da İİK'nin 363. maddesinde birer birer açıklanıp gösterilmiştir. Bunların dışında kalan Mahkeme kararları kesindir. Yargıtay'ca incelenmesi istenen karar bu maddelerle tespit edilen kararlar arasına girmeyip kesin nitelikte bulunduğundan temyiz dilekçesinin REDDİNE, Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.