MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3. kişi vekili, 23.01.2013 tarihli haciz esnasında mülkiyeti müvekkiline ait menkullerin haczedildiğini, borçlunun haciz yapılan çamaşırhanenin eski kiracısı olduğunu, sözleşmesinin feshedilmesi üzerine bu sefer müvekkili ile mal sahibi arasında kira sözleşmesi imzalandığını, mahcuzların ise 01.08.2012 tarihli fatura ile borçludan satın alınıp bedelinin ödendiğini, işyeri devrinin söz konusu olmadığını öne sürerek, davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, dava konusu haczin borçlunun takip dayanağı senet adresinde yapıldığını, haciz esnasında borçlu adına düzenlenmiş evrak bulunduğunu, 3. kişi şirketin borçlu ile aynı yerde, aynı demirbaş ve aynı çalışanlarla aynı işi yaptığını, 3. kişi şirket ile borçlu arasındaki işyeri devrinin alacaklıların zararına olarak muvaazalı olarak yapıldığını öne sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, haciz adresi işyerinde faaliyet gösterirken iş kazası geçirip işini yapamaz duruma geldiğini, bu nedenle tam yasal prosedürleri yerine getirerek iş yerini kapattığını, kira sözleşmesini feshettiğini, kendi mülkiyetinde bulunan makineleri 3. kişiye sattığını ve bedelini aldığını beyan etmiştir.
Mahkemece, borçlu ile davacı 3. kişi şirket arasındaki ilişkinin ticari işletme devri niteliği taşıdığı, bu durumda İİK'nin 44. ve TBK’nin 202. maddelerinin uygulanması gerektiği, anılan maddelerde öngörülen koşulların yerine getirildiğinin iddia ve ispat edilmediği,bu durumda devir alacaklıların haklarını etkilemeyeceği gibi, devralan davacı 3. kişi şirketin TBK’nin 202. maddesi gereğince işletmenin borçlarından da sorumlu bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmişse de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; davacı 3. kişi şirket haczin yapıldığı adresteki tüm makine ve teçhizatın borçludan satın alındığını iddia etmektedir.Davacı 3. kişi şirket tarafından ibraz edilen tarihsiz alım satım sözleşmesinde; satıcı borçlunun çamaşır yıkama fabrikası olarak faaliyette bulunduğu haciz adresi işyerine ilişkin kira sözleşmesini alım satım sözleşmesinin imzalanmasını müteakip on beş gün içerisinde feshederek mecuru tüm teçhizatı kurulu ve montajlı halde 3. kişi şirkete teslim etmesinin kararlaştırıldığı, 01.08.2012 tarihli fatura içeriğine göre de 3. kişi şirketin borçlunun malvarlığının önemli bir bölümünü satın aldığı anlaşılmıştır. Bu durumda 3. kişi şirket ile borçlu arasındaki ilişkinin ticari işletme devri niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.
Devredilen işletmede haciz yapılabilmesi ise, devrin muvaazalı olduğunun iddia ve ispat edilmesine bağlıdır. Muvazaa iddiasının bulunmaması halinde alacaklının, tasarrufun iptali davası açarak alacağına kavuşma imkanı bulunduğu gibi, TBK ve TTK hükümlerine göre açılacak davalarda da devri yargılama konusu yapabilir.
Ayrıca, İİK'nin 44.maddesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi işletmenin devrini sakatlamaz. Anılan hükmün yalnız cezai yaptırımı vardır. (İİK mad. 337/a) Aktiflerin devredenin malvarlığından çıkmamış kabul edilmesini, yani haczedilmesini sağlayacak tek yol, muvazaanın iddia ve ispat edilmesidir.
Bu durumda; mahkemece yapılacak iş, öncelikle borçlu ve 3. kişi şirket bünyesinde haciz tarihinden itibaren geriye doğru çalışanların tamamının listesini gösterir SGK kayıtlarının getirtilmesi, bundan ayrı borçlu ve 3.kişi şirketin vergi kayıtları getirtilerek dava konusu haciz adresinde haciz tarihinden itibaren geriye doğru kimlerin hangi tarihler arasında faaliyet gösterdiğinin Vergi Dairesindeki kayıtlar üzerinden belirlenmesi, borçlunun ticaret sicil adresinde ve haciz adresinde halihazırda faaliyet gösterip göstermediğinin kolluk marifetiyle araştırılması, dava konusu mahcuzlarla ilgili taraflarca tutulan ticari defter ve kayıtların getirtilmesi gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılması ve neticede bu araştırma ve inceleme sonucu elde edilen bilgiler ile dosyadaki diğer delillerin birlikte değerlendirilmesi ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma neticesinde yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366 ve HUMK'nin 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 24.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.