MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiş olup hükmün davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3.kişi vekili, 23.01.2015 tarihli haciz esnasında mülkiyeti müvekkiline ait makinenin haczedildiğini öne sürerek istihkak iddialarının kabulü ile haczin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, istihkak davalarında asıl icra takibinin yapıldığı yer ile davalının yerleşim yeri mahkemelerinin yetkili olduğunu, açılan davada ... İcra Hukuk Mahkemesinin yetkisiz olduğunu öne sürerek, yetki itirazlarının kabulüne, davanın reddine, %20 tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, yetki itirazının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile, mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dava, 6100 sayılı HMK yürürlüğe girdikten sonra açılmış olup, bu Kanun’da 1086 sayılı HUMK’nin 512. maddesine paralel bir düzenleme getirilmemiştir. Bu durumda İİK’nin yetkiye ilişkin 4, 50. maddeleri ve 6100 sayılı HMK’nin 5, 6. maddeleri uyarınca genel yetki kuralının uygulanması gerekir. Buna göre istihkak davalarının asıl icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi ile davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılması mümkündür. HMK’nin 7/1. maddesi gereğince davalının birden fazla olması halinde davanın, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılması mümkündür. İstihkak davaları, İİK’nin 97/11. maddesi gereğince, genel hükümler dâhilinde basit yargılama usulüne tabidir. Basit yargılama usulüne uygun yürütülen taşınır mala ilişkin istihkak davalarında, Yasa'ca kesin yetki kuralı öngörülmediğinden yetki itirazının HMK'nin 19/2 maddesi gereğince cevap dilekçesiyle ileri sürülmesi gerekir.
Somut olayda, davalı alacaklı taraf süresi içerisinde sunduğu cevap dilekçesinde, davayı görmeye yetkili mahkemelerin asıl icra takibinin yapıldığı yer Mahkemesi olan ... ... İcra Hukuk Mahkemeleri ya da müvekkili şirketin yerleşim yeri Mahkemesi olan ... İcra Hukuk Mahkemeleri olduğunu öne sürerek, yetki itirazında bulunmuştur. HMK’nin 19/2. maddesi gereğince, yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazında bulunan tarafın, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirmesi gerekir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.Bu durumda davalının yetki itirazında seçtiği mahkemeyi bildirmediği anlaşıldığından, yetki itirazının geçersiz olması nedeniyle, Mahkeme HMK'nin 19/4. maddesi uyarınca yetkili hale geldiğinden, yetki itirazının reddi ile işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Kabule göre de; HMK’nin 19/3. maddesinde yer alan "Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir." şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak hüküm fıkrasında yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu İcra Hukuk Mahkemesi yahut ... İcra Hukuk Mahkemesi olarak gösterilmesi doğru görülmemşitir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davacı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nin 366. ve 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 24.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.