MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ... İptali ve Tescil
... ile aralarındaki ... iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 01.11.2011 gün ve 20/378 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, TMK'nun 713/2. fıkrasında açıklanan ... kütüğünde maliki kim olduğu anlaşılamayan ve ölüm hukuki sebeplerine dayalı olarak dava konusu 624 ada 14 parsel sayılı taşınmazın ölü.... mirasçıları adına olan ... kaydının iptali ile vekil edeni adına ...ya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, kayıt malikinin bilinen kişi olduğunu ayrıca ...nun hukuki değerini yitirmediğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın kayıt maliki Mahmut kızı ölü ....'nin tanınmadığı ve bilinmediği 1972 yılından beri de taşınmazın davacının malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne ve taşınmazın ...sunun iptali ile davacı adına ...ya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak, ...lu bir taşınmazın veya ...da kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda ...lu bir yerin veya ...da kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK'nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, "aynı koşullar altında, maliki ... kütüğünden anlaşılmayan veya yirmi yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının ... kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir" hükmüne yer verilmiştir.
Kanunun açık hükmü dikkate alındığında ... sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin ... sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır. (Yargıtay HGK'nun 10.04.1991 tarih 1991/8-51 Esas, 194 Karar ve 15.04.2011 tarih 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları). Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde ... sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca "... kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. Başka bir anlatımla, ... kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik, tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs değildir.
Somut olaya gelince; öncesi 4 sayılı parsel olan dava konusu 624 ada 14 parsel sayılı taşınmaza ilişkin ... kaydı ve ...lama tutanağının incelenmesinde, parselin ölü....: ...mirasçıları adına 3.10.1968 tarihinde tespit ve tescil edildiği, daha sonra imar çalışmaları sonrasında 26.3.2009 tarihinde aynı malik adına sicil oluştuğu anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmaza ilişkin ...lama tutanağının edinme sütununda ise, Mahmut kızı ölü....'nin malı olduğu, ancak kimleri mirasçı bıraktığı bilinemediğinden maliki adına tespit edildiği açıklanmıştır. Daha sonra davalı vekili anılan taşınmaz hakkında 30.3.2010 tarihinde ... Sulh Hukuk Mahkemesinde hasımsız olarak açtığı davanın kabulü ile 624 ada 14 parsel sayılı taşınmaza ait ... senedinde ölü olarak görünen....'nin ölü olduğu ancak mirasçıları olmadığından ....Hazinesinin(Devletin) son mirasçı olduğunun tespitine verasetin bu şekilde sübutuna karar verilmiştir. Karar, temyiz edilmeksizin 5.11.2010 tarihinde kesinleşmiştir.
Şu halde, ... kaydı ve ...lama tutanağındaki açıklamalara göre kayıt malikinin kim olduğuna yarar bilgilerin ... kütüğünde mevcut olduğu, tanınan ve bilinen kişi olup, maddede yazılı koşulların gerçekleştiğini kabule olanak bulunmamaktadır. Mahkemece, bu hususlar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonunda yasal ve yerinde olmayan gerekçelerle kayıt malikinin bilinmeyen kişi olduğundan hareketle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bundan ayrı davacı vekili tarafından TMK.nun 713/2 maddesinde belirtilen "...maliki 20 yıl önce ölmüş..." hukuki sebebine de dayanılmış, ancak mahkemece bu hukuki sebep yönünden inceleme yapılmamış olumlu olumsuz bir karar verilmemiştir. Şu halde mahkemece, davalı tarafından açılan ve kabul ile sonuçlanan dava ile Hazinenin son mirasçı olarak tespitine karar verilmiş olması da göz önünde bulundurularak TMK.nun 713/2 maddesinde belirtilen "...maliki 20 yıl önce ölmüş.." hukuki sebebi yönünden de olumlu ve olumsuz bir karar verilmesi gerekir. 6100 sayılı HMK'nun 26. maddesine göre hakim tarafların talep sonuçları ile bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Taraflarca dayanılan hukuki sebepler mahkemece kabul ve ret gerekçeleri açıklanmak suretiyle hükümde ayrı ayrı karşılanmalıdır. Eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemez.
SONUÇ: Davalı vekilinin, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle usul ve kanuna aykırı görülen yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi uyarınca 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 11.2.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.