MAHKEMESİ:Asliye Hukuk (Aile Mah. Sıf.) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... ve davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ... Ebrişim vekili, aile konutu olarak kullanılan 8 nolu meskenin, davacının mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı alacağını azaltmak kasdıyla boşanma davasından hemen önce davalı eski eş Ahmet tarafından, taşınmazın aile konutu olduğunu bilebilecek durumda olan yakın arkadaşı davalı ...'a muvaazalı olarak devredildiğini açıklayarak taşınmazın tapusunun iptali mülkiyetinin davacı adına tescilini, taşınmaz üzerine aile konutu şerhi konmasına karar verilmesini istemiş, 27.11.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile ilerde açılacak mal paylaşım davasına konu olması ve hukuki yarar bulunduğundan tescilin davalı eski eş Ahmet adına yapılması talep edilmiştir.
Davalılar ... ve ..., davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacı ile davalı ...'in halen evli oldukları ve davaya konu 8 nolu bağımsız bölümü fiilen birlikte yaşarken aldıkları aile konutu olarak kullandıkları, aralarındaki sorunlar nedeniyle geçimsizlikler yaşandığı ve davalı ...'in davalı ...'ye karşı ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/190 E. numaralı dosyasında halen derdest olan boşanma davasını açtığı, boşanma davasını açmadan kısa süre önce de tarafların birlikte yaşadığı dava konusu taşınmazı işyerinin bulunduğu ... Sanayi Sitesi'nde esnaf olan diğer davalı ...'a sattığı, boşanma davasını açtıktan bir süre sonrada evden ayrıldığı, bu satışta davacı ...'nin rızasının alınmadığı, aile konutunun satıldığını boşanma davasından sonra öğrendiği, dinlenen tanık ve taraf beyanların tüm delillerle birlikte değerlendirilmesinden davalı ...'in boşanma davası öncesi mal kaçırmak amacı ile davacı eşinin rızasını almadan, davacının haberi dahi olmadan aile konutları olan evi diğer davalı ...'a sattığı, davalı ...'ın da davalı ...'in ailesi ile yaşadığını, aile konutu olduğunu bildiği evi davacı ...'nin rızası olmadan satın aldığı, aile konutunun diğer eşin rızasını almadan adına kayıtlı eşin satmasının mümkün olmadığı, bu sebeple dava konusu taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, davacı vekilinin ıslah dilekçesindeki tapuya aile konutu şerhinin işlenmesi talebi dikkate alınarak taşınmazın tapusuna aile konutu şerhinin işlenmesine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Tapu iptal ve tescil yönünden temyiz itirazları incelendiğinde;
Davacı taraf, evlilik birliği içinde edinilen ve aile konutu olarak kullanılan taşınmazın, davacının mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı alacağını azaltmak kasdıyla boşanma davasından hemen önce davalı eski eş Ahmet tarafından, taşınmazın aile konutu olduğunu bilebilecek durumda olan yakın arkadaşı davalı ...'a muvaazalı olarak devredildiğini açıklayarak muvazaalı ve mal kaçırmaya yönelik satış işleminin iptali tapu kaydının dava dilekçesinde davacı adına, ıslahen davalı eski eş Ahmet adına tescilini talep etmiştir.
Olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hakime aittir. Davacının bu taşınmazla ilgili talebi, dava dilekçesi içeriğinden de anlaşıldığı üzere; muvazaa hukuki sebebine (BK.m. 18; TBK m.19) dayanmaktadır. Öyleyse, bu belirlemeye göre istek, Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine dair 4787 sayılı Kanunun 4. maddesinde yer alan aile hukukundan kaynaklanan dava ve işlerden değildir. İstek yönünden genel mahkemeler görevlidir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Mahkemece, bu talebin görev yönünden reddine, bu istekle ilgili davanın görevli ve yetkili genel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru değildir.
2-Aile konut şerhi konması yönünden temyiz itirazları incelendiğinde;
Aile konutunun, hak sahibi eş tarafından devri ve konut üzerindeki hakların sınırlandırılması, diğer eşin açık rızasına bağlıdır (TMK m. 194/1). Bu rıza alınmadan konutla ilgili yapılan tasarruf işlemi geçersizdir. Bu geçersizliği, rızası gereken eş, konutun bu vasfını devam ettirmesi koşuluyla ileri sürebilir. Davacı ile aile konutunu satış yoluyla devreden eşi Ahmet'in evliliği, yargılama devam ederken boşanma ile sona ermiştir. Evlilik boşanma ile sona erdiğine göre dava konusu taşınmaz aile konutu olma niteliğini kaybetmiştir. Diğer bir ifadeyle evliliğin sonlanmasıyla aile konutu ile kira sözleşmesini feshetme, devretme ve üzerindeki hakları sınırlandırmaya ilişkin kısıtlama "kendiliğinden" ortadan kalkar. Bu husus gözetilerek konusuz kalan dava hakkında "karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde karar verilmesi ve davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumlarına göre yargılama giderleri ile vekalet ücreti yönünden hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (1) ve (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalıların yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nın 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istak halinde temyiz eden davalılara ayrı ayrı iadesine, 29.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.