MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı 3. kişi vekili, .... İcra Müdürlüğü'nün 2013/6088 ve 2014/869 Esas sayılı dosyasında yazılan talimat uyarınca... İcra Müdürlüğü’nün 2014/36 ve 2014/232 sayılı talimat dosyalarında 18.4.2014 tarihinde haczedilen malların müvekkiline ait olduğunu, borçlu ile müvekkili arasında organik bağ bulunmadığını, haciz sırasında borçlunun hazır bulunmadığını açıklayarak istihkak davasının kabulü ile tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz adresinde borçluya ait çok sayıda belge bulunduğunu, borçlu ile 3.kişinin aynı alanda faaliyet gösterdiklerini, muvazaalı işlemler yaptıklarını belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, haciz uygulanan işyerinin davacı tarafından 24.10.2013 tarihinde devralındığı, haczedilen malların faturalarının davacı adına olduğu, haciz sırasında borçlunun haciz işleminin yapıldığı işyerinde bulunmadığı, mahcuz malların davacıya ait olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dava konusu haciz, ... 1. İcra Müdürlüğü'nün 2013/6088 sayılı takip dosyasında borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapılmış, her iki takip dosyasında da haciz mahallinde borçluya ait birçok evrak bulunmuştur. Buna göre, İİK'nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
Dosya içerisinde bulunan ticaret sicil bilgilerine göre; davacı 3. kişi şirketin kuruluş tarihinin borcun doğumundan sonraki bir tarihe tekabül ettiği, davacı 3. kişi şirket ile davalı borçlunun faaliyet konularının aynı olduğu anlaşılmaktadır. Davacı 3. kişi tarafından sunulan, isteyen her kişi adına düzenlenmesi olanaklı, borcun doğumundan sonra düzenlenmiş ve ayırt edici niteliği bulunmayan faturalar, yasal karinenin aksini ispata yeterli bulunmadığı gibi, yine borcun doğumundan sonra düzenlenmiş adi yazılı kira sözleşmesi ve vergi levhası da istihkak davalarında güçlü delil teşkil etmezler ve bu belgeler mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli değildir.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın temyiz edene iadesine, 02.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy