MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Şikayet
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalılar-birleşen dosya davacıları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Borçlu vekili, asıl dosyada; icra emrinin tebliğinden önce kendilerine alacaklının borçlu olduğu dosyalardan haciz müzekkereleri ile haciz ihbarnamesi gönderildiğini, bu nedenle ilgili dosyalara ödeme yaptıklarını, vekalet ücretlerinin ise icra dosyasına ödendiğini, buna rağmen müvekkilinin banka hesaplarına haciz ihbarnameleri gönderildiğini ileri sürerek banka hesap hacizlerinin fekkini ve icra emrinin iptalini istemiş;
Alacaklı vekili, birleşen dosyada; borçlu tarafından 21.04.2014 tarihinde icra dosyasına yatırılan paranın kendilerine ödenmesini İcra Müdürlüğü'nden istemelerine rağmen, bu hususta işlem yapılmadığını, dosyaya yatan paranın kendilerine ödenmesine, borçlunun blokeli hesaplarından dosya borcunu kapatmaya yetecek miktarın İcra Müdürlüğü dosyasına aktarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece asıl dosya yönünden şikayetin kısmen kabulü ile 10.04.2014 tarihi itibariyle kalan dosya borcunun 9.998,71-TL olduğuna, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen dosya yönünden şikayetin kabulü ile haciz koyan dosyalara yapılan ödemelerden sonra, dosyanın bakiye alacağının kalmamış olduğuna, dosyaya yatırılan paranın alacaklıya ödenmesine ve bakiyenin de borçlu Sigorta Şirketinden tahsilinin gerektiğine karar verilmesi üzerine; hüküm, alacaklılar vekilince temyiz edilmiştir.
1-) Asıl dosyaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre alacaklılar vekilinin asıl dosyaya yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-) Birleşen dosyaya ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
6100 sayılı HMK’nun 297. maddesinde mahkeme hükmünde bulunması gereken hususlar bentler ve fıkralar halinde açıklanmıştır. Maddenin son fıkrasında; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerektiği düzenlenmiştir. Bu açıklamalara göre, verilen mahkeme hükmü mahkemelerle, yargıya olan güveni sarsmayacak ve taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözüme kavuşturacak nitelikte olmalıdır. Hukuk Genel Kurulu'nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 Esas-1997/776 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ilamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür.
Somut olayda; hükmün 2. fıkrasında "Birleşen dosya yönünden şikayetin kabulü ile haciz koyan dosyalara yapılan ödemelerden sonra dosyanın bakiye alacağının kalmamış olduğuna, dosyaya yatırılan paranın alacaklıya ödenmesine ve bakiyenin de borçlu Sigorta Şirketinden tahsilinin gerektiğine" şeklinde karar verilmiştir. Mahkemenin bu hükmü, az yukarıda açıklanan kanuni düzenlemelere aykırıdır. Mahkemece, hem bakiye alacağın bulunmadığının hem de bakiye alacağın borçludan tahsilinin gerektiğinin belirlenmesi nedeniyle hüküm kendi içinde çelişkili olduğu gibi, dosyaya yatırılan paranın alacaklıya ödenmesine karar verildiği halde ödenmesine karar verilen miktarın da açıklanmadığı görüldüğünden, hüküm açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak nitelikte değildir. Bu durumda Mahkemece, 6100 sayılı HMK'nun 297/2. maddesine uygun olarak tesis edilmiş bir hüküm bulunmadığından kararın birleşen dosya yönünden bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle, alacaklılar vekilinin birleşen dosyaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca birleşen dava yönünden BOZULMASINA; alacaklılar vekilinin asıl dosyaya ilişkin temyiz itirazlarının 1. bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
13.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.