MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Zilliyetliğin Tesbiti ile Zilyetliğin Kaydının İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın davalılardan Tapu Sicil Müdürlüğü yönünden husumetten reddine diğer davalılar yönünden esastan reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, dava konusu 1622 parselin zilyetliğinin davalı ... tarafından cebri icra yoluyla yapılan ihale sonucu satın alındığını, taşınmazın kaydına işlendiğini, davalının daha sonra 10039 m2 olan taşınmazın 8039m2 lik kısmını 29.12.2008 tarihinde Taşınmaz Zilyetlik Satış Sözleşmesi başlıklı sözleşme ile davacı ...’e satış, teslim ve devir ettiğini, Mal Müdürlüğüne durumun bildirildiğini ve ...’e ecrimisil ihbarnamelerinin gönderildiğini, yine davalının taşınmazın geri kalan 2000m2 sini ise 12.11.2008 tarihinde Taşınmaz Zilyetlik Satış Sözleşmesi başlıklı sözleşme ile davacı ...’a devrettiğini, Mal Müdürlüğüne durumun bildirildiğini ve ...’a ecrimisil ihbarnamelerinin gönderildiğini, bu nedenlerle dava konusu taşınmazın tapudaki davalı adına bulunan zilyetlik kaydının iptali ile davacıların payları oranında zilyetliğin tescilini talep etmiştir.
Davalılar ... ve Tapu Müdürlüğü vekili; Dava konusu yerin ... adına kayıtlı olduğunu, davacıların işgalci olup ecrimisil ödediklerini, idarenin tasarruf yetkisini kısıtlayacak ya da ortadan kaldıracak şekilde tapuya şerh verilmesinin mümkün olmadığını bu nedenle Tapu Müdürlüğü ve Hazineye karşı açılan davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; Davacıların taşınmaz üzerinde malik sıfatıyla bir zilyetlikleri olmayıp zilyetlik satış sözleşmesinden kaynaklanan fer'i zilyetlikleri olduğu, bu tür zilyetlikler de TMK'nın 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddeleri anlamında herhangi hukuki bir hak bahşedilemeyeceği, davacıların dava konusu taşınmazların kaydına, zilyetliğin tespitine ve tapu kaydına tesciline karar verilmesini istemelerinde güncel hukuki yararlarının olmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan, ayrıca mülkiyet çekişmelerinde husumetin kayıt maliklerine yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle de Kemer Tapu Müdürlüğüne karşı açılan davanın ise husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Hüküm; davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava ; Zilyetliğin tespiti ve tapuya tescili talebine ilişkindir.
1)Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve ilamda belirlenip dayanılan gerektirici sebeplere göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2)Davacılar vekilinin ... ve ...'e ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Hemen belirtmek gerekir ki, tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.)
Diğer yandan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “Beyanlar” başlıklı 1012/2, 3. maddesine göre, taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar tüzükle belirlenir. Özel kanun hükümleri saklıdır. Tapu Sicili Tüzüğü'nün 60. maddesine göre de, kütüğün beyanlar sütununa, mevzuatın yazılmasını öngördüğü hususlar tarih ve yevmiye numarası belirtilerek yazılır. Söz konusu yasal düzenlemelere göre, her beyanın tapu kütüğünün beyanlar sütununda gösterilebilmesi mümkün değildir. Bunun için, Türk Medeni Kanunu'nda ya da özel kanunlarda bu konuda bir hükme yer verilmiş olması veya Tapu Sicil Tüzüğü'nde bir düzenleme yapılmış olması gerekir. Mevzuatın yazılmasına izin vermediği bir belirtme kütüğün beyanlar sütununda gösterilemez.
Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenen, taşınmazın heyelan bölgesinde kalması (710 m), geçit hakkı (748 m), toprağın iyileştirilmesi (755 m), eklentiler (1012/1 m) ile özel yasalar arasındaki 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 41. maddesi, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun Değişik 7. maddesi, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 11. maddesi, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 12. maddesi, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 22. maddesi, 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına aykırı yapılara uygulanacak bazı işlemleri düzenleyen yasa uyarınca hak sahibine tahsis beyanları, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 15. maddesi, 2924 sayılı Orman Köylüsünün Desteklenmesine Dair Kanunu'nun 7. maddesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/II. maddesi tapunun beyanlar sütununa şerh verilmesine imkan veren yasal düzenlemelerden bir kısmıdır.
Somut olaya gelince ; dava konusu edilen 1622 parsel davalı ... tarafından ... 5. İcra Müdürlüğünün 2006/12166 esas ve Kemer İcra Müdürlüğünün 2006/1559 Talimat sayılı dosyalarından icra yoluyla ihaleye çıkarılması sonucu satın alınmıştır. İş bu icra dosyaları incelendiğinde; davalı ...’in alacaklı, Özkan Yalın’ın ise borçlu olduğu 1622 parsel üzerinde Özkan Yalın’a ait zilyetlik hakkının alacaklı ...’e ihale edildiği ve ihalenin ise kesinleştiği tespit edilmiştir. Aynı İcra dosyası içerisinde Kemer Kadastro Mahkemesi’nin 01.07.1998 tarihli 1996/15 esas ve 1998/148 karar sayılı ilamı yer almakta olup buna göre davacısının Özkan Yalın , davalılarının ise ... Hazinesi ve Orman Genel Müdürlüğü olduğu , davanın Orman tahdidine itiraz davası olduğu, davacının davasının reddine karar verildiği ve iş bu dosyada dava konusu olan Kemer ilçesi, Göynük Köyü Ballıbucak mevkiinde fen bilirkişinin 26.02.1992 tarihli krokisinde A harfi ile işaretli 4600m2lik ve B harfi ile işaretli 10039m2lik taşınmazın Orman Kanunun 3302 sayılı kanunla değişik 2/B maddesi kapsamında ve narenciye bahçesi vasfında olduğu bu yerlerin ... adına tapuya tespit ve de tesciline karar verildiği, yine 2924 sayılı kanunla değişiklik yapılan 4127 sayılı kanun hükümleri gereğince tapu kütüğünün beyanlar hanesine dava konusu yerlerde mevcut bulunan narenciye ağaçları ile su sondaj kuyularının davacının muhdesatları olarak tasarruf ve zilyetliğinde bulunduğunun tapu kütüğünün beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verildiği anlaşılmakla İcra dosyasında ihaleye çıkarılan, ... tarafından satın alınan 1622 parseldeki zilyetlik hakkı ile Kadastro Mahkemesi kararı ile Özkan Yalın lehine muhdesat şerhi düşülen zilyetlik hakkının aynı olduğu tespit edilmiştir. Dava konusu 1622 parselin tapu kayıtları incelendiğinde ise dava konusu 1622 parselin 10039m2 tarla vasfında olduğu, 27.10.2000 tarihinde ifraz işlemi ve tam hisse ile ... Hazinesi adına kayıtlı olduğu, muhdesat bilgileri kısmında taşınmaz üzerindeki narenciye ağaçları ve kuyunun Özkan Yalın'a ait olduğu ve taşınmazın beyanlar hanesinde ise Kemer İcra Müdürlüğünün 21.03.2008 tarih, 2006/1559 talimat sayılı yazısı ile muhdesat devrinin ... adına yapıldığı tespit edilmiştir. Her ne kadar dava konusu 1622 parsel taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi gereği ... adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğuna dair şerh bulunmasa da az yukarıda belirtilen Kadastro Mahkemesi kararı dikkate alındığında davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararı olduğu tespit edilmiştir. O halde, Mahkemece tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, toplanmış ve toplanacak delillerle sonucuna göre bir karar vermesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar vermesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin ... ve ...'e ilişkin temyiz itirazlarının kabulüne , usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının yukarıda 1.bentte açıklanan sebeplerle reddine, taraflarca HUMK.nun 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 30.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.