MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı 3.kişi vekili, 30/01/2015 tarihinde haczedilerek muhafaza altına alınan malların DSİ Genel Müdürlüğü'ne ait olduğunu, malların niteliği gereği devlet malı olması gerekçesiyle şikayetin süreye bağlı olmadığını, hacze konu tesisteki mallar üzerinde takip borçlusunun herhangi bir mülkiyet hakkının olmadığını açıklayarak, şikayetlerinin kabulüne, hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, 01.08.2014 tarihli devir sözleşmesinin 3, 4 ve 8. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, pompaların mülkiyetinin,bedeli henüz ödenmemekle şikayet eden DSİ de olduğu; DSİ'ye ait malların devlet malı olmakla haczedilemeyeceği gerekçesi ile şikayetin kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İcra dosyasında taraf olmayan 3. kişi, haczin kaldırılmasını şikayet yoluyla isteyemez. Bu konuda aktif dava ehliyeti yoktur. 3. kişi ancak istihkak iddiası ve prosedürüne göre haczin kaldırılmasını isteyebilir. Somut olayda, haczedilerek muhafaza altına alınan malların DSİ Genel Müdürlüğü'ne ait olduğu iddia edilerek mahcuzlar üzerindeki hacizlerin kaldırılması talep edilmiş olmakla, davacı üçüncü kişinin talebinin istihkak davası niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.
Olayların hukuksal açıdan değerlendirilmesi ve nitelendirilmesi mahkeme hakimine aittir. Hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup, olayların hukuki nitelendirmesini kendisi yapar. Üçüncü kişinin başvurusu açıklanan bu şekliyle istihkak davası niteliğindedir. Dilekçede şikayetten söz edilmesi HMK'nin 33. maddesi uyarınca "Hukuki tavsif hakime aittir" kuralını değiştirmez.
İstihkak davaları İİK’nin 97/11. maddesi uyarınca genel hükümlere göre basit yargılama usulüne tabidir.
Dava, 6100 sayılı HMK’nin yürürlüğe girmesinden sonra açılmıştır. Anılan Kanun’un 320/1. maddesi ile basit yargılama usulüne tabi davalarda, mümkün olan hallerde taraflar duruşmaya davet edilmeden dosya üzerinden karar verilmesi olanağı getirilmiştir. Ne var ki, anılan hükmün uygulanabilmesi için tarafların dilekçeleri ile ekinde sundukları delillerin karar verilmesi için yeterli olması, böylece iddia ve savunma haklarının kısıtlanmaması gerekir. Böyle bir uygulama, Anayasa’nın 36. maddesi ile teminat altına alınan ve 18.05.1954 tarihinde ana metnini imzalayıp, 25.09.1989 tarih, 89/14563 sayılı kararnameyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bağlayıcı yetkisini tanıyan Ülkemizde de geçerlilik kazanmış bulunan AİHS’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da bir gereğidir.
Buna göre; başvurma harcı ve takip konusu alacak ile mahcuz malın değerinden hangisi az ise o değer üzerinden peşin nispi ilam harcında eksiklik varsa tamamlattırılması, taraflara duruşma gün ve saatini bildirir davetiye tebliğ olunarak (taraf teşkili sağlanarak) gösterecekleri delillerin toplanması, duruşmalı inceleme sırasında taraflarca sunulan kanıtların yargılama sırasında değerlendirilerek taraflara da bu konuda beyanda bulunma olanağının tanınması oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, taraflara delil sunma imkanı tanınmadan, ve duruşma açılmaksızın dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366. ve HUMK'nin 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 20.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.