MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davacıların 28.05.2012 tarihinde vefat eden ... mirasçıları olduğunu, ...’ın davalılar ile kardeş olup hepsinin kök muris ... mirasçısı olduğunu, ...’ın Almanya’da uzun yıllar çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönünce kendisine 2 katlı yığma bir ev yaptığını, sonra bu evin ...’a ait 6742 parsel sayılı taşınmazda kaldığını öğrendiğini, 6742 parseldeki binanın vergilerini davacılar murisinin yatırdığını, elektrik, su abonelikleri ile ödemenin davacılar tarafından yapıldığını belirterek 6742 parsel sayılı taşınmazdaki 2 katlı bina ile tüm müştemilatın muris ... tarafından yapıldığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir
Davalılar ..., ... ve ... duruşmada beyanlarında dava konusu 2 katlı binanın davacılar murisi ... tarafından yapıldığını belirtmişler, davalılardan ... ve ... ise ortak beyanlarında; davacıların davayı açmakta hukuki menfaatlerinin olmadığını, ...’ın vergi borçlarından kaçınmak için tadilat adı altında dava konusu evi kendilerinden izin almadan yaptığını, davalıların dava açılmasında kusurları olmaması nedeniyle vekalet ücreti ve yargılama giderinden sorumlu tutulmamaları gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava konusu taşınmaz mahallinde keşif yapılarak bilirkişi kurulundan rapor aldırılmış, 18/09/2014 tarihli duruşmasında davacı vekiline dava harcını ikmal etmesi yönünde iki haftalık kesin süre verilmiş, iki haftalık kesin süreye rağmen davacı vekili tarafından 2 haftalık kesin süreden sonra 28/10/2014 tarihinde yatırıldığı ve dava şartının yerine getirilmediği anlaşıldığından davanın usulden reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava muhdesat aidiyetinin tespiti isteğine ilişkindir.
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 sayılı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukuku'nda, muhdesattan, bir arazi üzerinde yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır (TMK 722, 724, 729 m.ler). Taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup, dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 maddesi) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür. Bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmesi gerekir (HMK 114/1-h, 115 m.).
Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
SONUÇ: Davaya konu taşınmaz hakkında ortaklığın giderilmesi davası, kentsel dönüşüm uygulaması ya da kamulaştırma işlemi bulunmadığından davacının tespit davası açmasında güncel hukuki yararının bulunduğundan söz edilemez. Mahkemece hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine (HMK 115) karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde “davacı vekili tarafından harcın kendisine verilen iki haftalık kesin sürede yatırılmaması gerekçesiyle” davanın usulden reddine karar verilmesi doğru değilse de, karar usulden redde ilişkin olduğundan davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile mahkemenin gerekçesi düzeltilerek sonucu itibariyle doğru olan hükmün ONANMASINA, taraflarca ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 27,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 8,20 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, 07.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.