MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla)
DAVA TÜRÜ: Katılma, Ziynet, Eşya Alacağı ile Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün her iki taraf vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı-davalı ... vekili, davalı erkeğin 15.01.2009 tarihinde imzaladığı sözleşme ile taahhüt ettiği ancak halen davacıya ödenmeyen 200 gram altın bedeli ile mal rejiminden kaynaklanan alacak hakkı olan evlilik birliği içinde edinilen araç yönünden 3.000,00 TL alacağın faizleriyle birlikte tahsiline ve fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiş, yersiz açılan birleşen davanın reddini savunmuştur.
Davalı-davacı asıl ..., birleşen davasında mal rejiminin tasfiyesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 29.000,00 TL alacağın faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, asıl davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl dava yönünden 17/12/2014 havale tarihli bilirkişi raporunda 12.000,00 TL olarak takdir edilen aracın yarı bedeli olan 6.000,00 TL'nin davalı-davacıdan alınıp davacı-davalıya ödenmesine, davacı-davalının diğer taleplerinin reddine; davalı-davacının birleşen davasının reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde her iki taraf vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, her iki taraf vekillerinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacı-davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, asıl davaya konu edilen davacı-davalının sözleşmeye istinaden istemiş olduğu 200 gr altının aralarındaki hukuki ilişki olduğu ve katkı payı alacağı kapsamında değerlendirilemeyeceği kanaatiyle söz konusu talebin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; davacı-davalının, sözleşmeye istinaden 200 gram altın bedeline ilişkin alacak talebi genel hükümlere dayalı olup, mal rejiminin tasfiyesi kapsamında bir talep niteliğinde değildir.
O halde, bu talep TMK 2. kitabından kaynaklanmadığından aile mahkemesi görevli olmayıp, uyuşmazlığın çözüm yeri 6100 sayılı HMK'nun 2.maddesi uyarınca belirlenecek asliye hukuk mahkemesidir. Görev kamu düzeni ile ilgili dava şartı olduğundan (HMK m. 114/c) iddia ve savunma olarak ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önünde bulundurulur (HMK m. 115/1). Açıklanan nedenlerle Mahkemece yapılacak iş; talebin bu bölümüne ilişkin tefrik kararı verilerek, tefrik edildikten sonra görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
3- Davalı-davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez (HMK 26). Asıl davaya konu araç yönünden davacı-davalı taraf fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 3.000,00 TL alacak talep etmiştir. Yargılamanın sonraki aşamalarında ise talebini ıslah etmemiştir. Mahkemece talep aşılarak davacı-davalı lehine 6.000,00 TL alacağa hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedeni yapılmıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı-davalı vekilinin, (3) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı-davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, her iki taraf vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 20.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.