MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılardan ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen 8670 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın vekil edeni tarafından yapıldığını açıklayarak, muhdesatların vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili; dava konusu muhdesat üzerinde belediye başkanlığının herhangi bir hak iddiası bulunmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiş, davalı ... vekili, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı savunması ile davanın reddine karar verilmesini istemiş, diğer davalılar ise, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılardan ... vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti talebine ilişkindir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Muhdesatın tespiti davalarında davanın konusu (müddeabih) davalıların paylarına isabet eden muhdesat değeri (zemin bedeli hariç) olup; yargılama sonucunda hüküm altına alınacak nisbi karar ve ilam harcının, yargılama giderlerinin ve taraflar yararına takdir edilecek vekalet ücretlerinin iş bu müddeabih esas alınarak hesaplanması gerekir.
Ayrıca, az yukarıda açıklanan esaslar dikkate alınarak yargılama sonucunda hüküm altına alınacak nisbi karar ve ilam harcından, aynı şekilde 6100 sayılı HMK'nun 326/2. maddesi uyarınca hesaplanacak yargılama giderinden ve davacı yararına takdir edilecek vekalet ücretinden, her bir davalının, dava konusu taşınmazın tapuda paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olması halinde tapudaki payları, elbirliği mülkiyetin sözkonusu olması halinde ise miras payları gözönünde bulundurularak sorumlu tutulmaları gerekir.
Yine HMK'nun 312. maddesine göre, davalıların yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamaları için, davanın açılmasına kendi hal ve davranışlarıyla sebebiyet vermemelerinin yanında, yargılamanın ilk oturumunda davacının talep sonucunu kabul etmiş olmaları da gerekir.
Aynı şekilde; kural olarak muhdesatın yukarıda açıklanan yönteme göre belirlenecek değeri üzerinden Avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekir. Bu değer yargılama sırasında keşfen belirlenmiş ise, Harçlar Kanununun 30 ve 32. maddeleri hükmü uyarınca işlem yapılması icap eder. Taraflar yararına vekalet ücretine hükmedilirken, keşfen belirlenen dava değerinin değil, harcı tamamlattırılmış dava değerinin hesaplamaya esas alınacağı hususunda duraksama bulunmamaktadır.
Somut olaya gelince, davalı ..., dava konusu muhdesat üzerinde belediye başkanlığının herhangi bir hak iddiası bulunmadığını beyan etmiş olmasına rağmen, davanın reddini talep etmiş olmakla, mahkemece yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, dava konusu muhdesatın üzerinde bulunduğu 3 parsel sayılı taşınmaz, tapuda, davacı ile davalılar adına kayıtlı olup paylı mülkiyet söz konusudur. Hükme esas alınan 24.09.2012 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre, davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilen muhdesatın dava tarihi itibari ile değeri 171.820,00 TL'dir. Dosya arasında bulunan tapu kaydından da anlaşıldığı üzere, davacıya ait pay toplamı 691/2400 olup, dava edilen davalılar payı toplamı ise 1709/2400'dür. Davalıların toplam 1709/2400 payına isabet eden dava değeri 122.350,00 TL'dir. Bu miktar üzerinden alınması gereken karar ve ilam harcı 8.357 TL olup, 148,50 -TL peşin harç alınmıştır. O halde davalılardan alınması gereken karar ve ilam harcının kalan kısmı 8.208,50 TL olduğu halde, alınması gereken harç 11.737,02 TL kabul edilerek, geriye kalan kısım 11.583,52 TL olarak belirlendiği gibi, dava dilekçesinde belirtilen ve harcı yatırılan 10.000 TL dava değeri esas alınarak 1.500 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, keşifte belirlenen ancak harcı tamamlanmayan bedel üzerinden 15.509 TL vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Mahkemece yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Ne var ki; bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden temyiz edilen hükmün 2, 3 ve 4. fıkralarının HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan sebeplerle, davalı ...'nın temyiz itirazlarının kabulü ile; hükmün 2.fıkrasındaki “... 11.737,02 ...” rakamının hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine “ ... 8.357,00 ... ” rakamının yazılmasına, hükmün 2.fıkrasındaki “... 11.583,52 ...” rakamının hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine “... 8.208,50 ...” rakamının yazılmasına, hükmün 4.fıkrasındaki “ ... 15.509,20 ... ” rakamının hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine “... 1.500 ...” rakamının yazılmasına, hükmün harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin 2,3 ve 4. fıkralarındaki “... davalılardan ...” ibaresinden sonra gelmek üzere “... tapudaki payları gözönünde bulundurularak ...” ibarelerinin yazılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 438/7. fıkrası gereğince DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA, davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının yukarıda 1.bentte açıklanan sebeplerle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın temyiz edene iadesine, 13.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy