MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma alacağı
... ile ... aralarındaki katılma alacağı davasının kabulüne dair ... 9. Aile Mahkemesi'nden verilen ... sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili, dava dilekçesinde belirtilen taşınmaz nedeniyle davacının katkı payı alacağının HMK'nun 107. maddesine göre tespiti ile, belirlenecek miktar oranında tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, bunun mümkün olmaması halinde belirlenen alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, istekten fazlaya karar verilemeyeceğinden 5.000-TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katkı payı alacağı isteğine ilişkindir.
Somut olaya gelince; eşler, 01.12.1987 tarihinde evlenmiş, 24.05.2011 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK m. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı(743 sayılı m. TKM 170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın m. 10, TMK m. 202). Tasfiyeye konu taşınmaz, eşler arasında mal ayrılığının rejiminin geçerli olduğu 18.08.1998 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Davacı kadın, bekar İken aldığı 7 adet bilezik, düğünde takılan 4 adet bilezik, oğlunun sünnetinde takılan 24 adet çeyrek altın ile 3 adet tam altın, biriktirdiği 2.000-TL para ve annesinin karşılıksız olarak verdiği 500-USD vermek suretiyle katkıda bulunduğunu iddia etmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır(4721 s.lı TMK 179 m).
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-6100 sayılı HMK'nun 107. maddesinde, belirsiz alacak davaları; davanın açıldığı tarihte miktarı yahut değeri tam ve kesin olarak belirlenemeyen, belirlenmesi davacıdan beklenemeyen veya bunun imkansız olduğu, ancak karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olan davalar olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede, belirsiz alacak davalarında, alacaklının hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle açacağı belirsiz alacak davalarında, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebi artırabileceği hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemeyle dava konusu alacak miktarının belirlenmesine yarayan bilgilere ulaşılmanın imkansız ya da çok zor olduğu durumlarda belirsiz alacak davalarının açılmasına imkan verilmiştir. Bununla yargı yükünün azaltılması, hak aramanın kolaylaştırılması ve yargılamanın en kısa sürede, en az masrafla tamamlanması amaçlanmıştır.
Belirsiz alacak davasında davacı alacağını dava açtığı sırada belirleyememektedir, ancak dava sırasında alacağın tespiti, yani belirlenebilir hale gelmesi üzerine yeni bir dava açmasına gerek olmaksızın aynı davada alacağının tümünü talep edebilmektedir. Başlangıçtaki belirsiz olan alacak en geç ispat aşamasında; delillerin toplanması ya da bilirkişi incelemesi yaptırılması ya da hâkimin takdiri ile belirlenebilir hale gelmektedir (PEKCANITEZ, H., Belirsiz Alacak Davası, DEÜHFD, C.11, Özel Sayı: 2009, s. 535).
Yukarda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede;
Davacı vekili, dava dilekçesinin sonuç ve istem bölümünde “...mal rejiminin tasfiyesine, davalı adına kayıtlı ... taşınmaza müvekkil tarafından yapılan katkı payının 6100 sayılı yasanın 107.maddesine göre tespiti ile, belirlenecek miktar oranında taşınmaz payının tespit edilerek davacı adına tapu iptal ve tesciline, bunun mümkün olmaması halinde belirlenen katkı payı alacağının tazmini ile bu alacağa dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine “ karar verilmesini istemiş, harca esas değer olarak 5.000-TL göstererek bu değer üzerinden peşin harç yatırmıştır. Yargılama sırasında 12.05.2014 tarihli bilirkişi raporu ile davacının katkı payı alacağının 24.401-TL olduğu belirlenmiştir. Davacı vekili 03.09.2014 havale tarihli açıklama dilekçesi ile saptanan miktar üzerinden alacağın hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Mahkemenin bu dilekçenin ıslah dilekçesi olduğu nitelemesine katılma olanağı yoktur. Dava dilekçesinde davacı taraf açıkça belirttiği miktarın harca esas olmak üzere yazıldığını, yargılama sırasında belirlenecek miktara göre alacağın tahsilini istediğini açıklamıştır. Davacının dava dilekçesindeki anlatımlarıyla alacağını dava açtığı sırada belirleyemediği, ancak delillerin toplanması ya da bilirkişi incelemesi yaptırılması ya da hâkimin takdiri ile belirlenebilir hale gelebileceği anlaşılmaktadır.
Bu nedenlerle davacının davasını dava açılmadan önce yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK m. 107'de düzelenen 'belirsiz alacak davası' niteliğinde açtığının kabulü gerekir. Mal rejiminin tasfiyesi davalarının niteliği gereği belirsiz alacak davası olduğunun kabulü gerekir. Durum böyle iken mahkemece ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği, sözlü yargılama aşamasında süresinden sonra verilen ıslah dilekçesinin değerlendirilemeyeceği, istekten fazlaya karar verilemeyeceği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) nolu bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1.) nolu bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 08.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy