MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
... ile ... aralarındaki mal rejiminden kaynaklanan alacak, eşya alacağı davasının reddine dair .... Aile Mahkemesi'nden verilen 06.11.2014 gün ve 704/1029 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR
Davacı ... vekili, ... taşınmazın ve ...plakalı aracın evlilik birliği içinde satın alındığını, ayrıca düğünde takılan dilekçede gösterilen altınların davalıda kaldığını ileri sürerek mal rejiminin tasfiyesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı ..., davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmaz ve aracın kredi ile satın alındığı, mal rejiminin sona erdiği tarih itibariyle borçların, söz konusu araç ve taşınmazın değerinden fazla olduğu gerekçesiyle bu malvarlıklarına ilişkin davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- a) Davacı vekili, dava dilekçesinde belirtilen düğünde takılan altınların davalıda kaldığını ileri sürdüğü halde mahkemece altınlar hakkında tarafların karşılıklı delillerinin toplanması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, davacının bu isteği gözden kaçırılarak bu hususta olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmamış olması HMK'nun 297/2. maddesine aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
b) Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Tasfiyeye konu taşınmazın ve aracın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 sayılı TMK'nun 202/1.maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu taşınmazın ve aracın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir.
Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, taşınmazın ve aracın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, taşınmazın ve aracın tasfiye tarihindeki (karara en yakın) sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın ve aracın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur.
Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu taşınmazın ve aracın satın alma bedeli, bunun kredi ile ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye (karara en yakın) tarihindeki sürüm(rayiç) değeri ayrı ayrı belirlenmelidir.
Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, taşınmazın ve aracın satın alınmasına ilişkin akit tablosuyla birlikte tapu ve trafik kaydı, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. Uyuşmazlığın çözümünde kullanılabilecek belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan kuruldan da yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 18.11.1999 tarihinde evlenmiş, 19.09.2012 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı Yasanın 10, TMK 202.m). Tasfiyeye konu 25 nolu bağımsız bölüm için eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 08.02.2011 tarihinde TOKİ ile davalı eş arasında satış bedelinin 216.759-TL olması, bunun 10.000-TL'sinin peşin ödenmesi, kalan 206.759-TL'sinin 240 ay vadeli ödenmesi şeklinde satış sözleşmesi akdedildiği, davalı eşin 03.04.2013 tarihinde devir protokolü imzalayarak taşınmazı dava dışı 3.kişiye devrettiği, tasfiyeye konu aracın taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 25.11.2011 tarihinde satın alınarak davalı eş adına tescil edildiği belirlenmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179. m).
Davalı tarafından sunulan kredi ödeme tablolarına göre; davalının 27.01.2011 tarihinde kullandığı kredinin bir hafta sonra ...den satın alınan taşınmazın peşinat ödemesinde (10.000-TL) kullanıldığının, yine 25.11.2011 tarihinde kullandığı kredinin aynı gün satın alınan aracın edinilmesinde kullanıldığının kabulü gerekir.
Tasfiyeye konu taşınmaz ve araç, uzun vadeye yayılan kredi ile satın alınmış ve mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihi itibariyle vadeye yayılmış borç görünmekte ise de, söz konusu borçların yukarıda belirtilen ilke ve esaslar uyarınca peşin sermayeye çevrilmiş karşılığı bulunarak mal rejiminin tasfiyesinde borç olarak göz önünde bulundurulması, buna göre davacının artık değere katılma alacağının belirlenmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2-a) ve (2-b) nolu bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 22.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy