MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Borçlu vekili, ilamlı icra takibinin brüt tutarlar üzerinden başlatıldığını faizinin de o brüt tutarlar üzerinden hesaplanması nedeniyle fazla talepte bulunulduğunu, bu nedenle takibin iptalini talep etmiştir. Mahkemece, kıdem tazminatının gelir vergisinden muaf bulunduğu, damga vergisinin icra müdürlüğü tarafından ödeme sırasında alındığı, ilamda hükmedilen brüt kıdem tazminatı alacağından kesilmesi gereken gelir vergisi veya sigorta priminin bulunmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiş olup hüküm borçlu vekilince temyiz edilmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 94, 61, 103 ve 104. maddeleri gereğince, ücretten kesilmesi gereken vergiler ve sigorta primlerinin, ilgili kamu idaresine ödenmesi zorunluluğu borçlu işverene aittir. Bir başka deyişle alacaklı, ilam konusu bedelden kesintiler yapıldıktan sonra kalan net miktar için ilamlı takip yapabilir. Ancak ilamda alacağın açıkça net olduğu belirtilmemiş ise bunun da brüt miktar olduğunun kabulü gerekmektedir. Takip dayanağı ilamda ise alacağa brüt üzerinden hükmedilmiştir.
Kararın uygulanması gereken kısmı hüküm fıkrasıdır. HGK'nun 20.09.2006 tarih, 12-594/534 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, bu durumda mahkemece yapılacak iş, tarafların bildirdiği bankalardan hakkın doğduğu tarihten itibaren, birer yıllık devreler halinde bankalarca mevduata fiilen uygulanan en yüksek faiz oranının sorulması ve hakkın doğduğu tarihden itibaren, takip tarihine kadar istenebilecek faiz miktarlarının bilirkişi raporu ile belirlenmesi şeklinde olacaktır.
O halde, taraflarca bildirilen bankalardan, fiilen uygulanan faiz oranları sorularak, dosya içine konulduktan sonra, alacak kalemlerinin net miktarı bulunup, dayanak ilamda en yüksek banka mevduat faizine hükmedilen alacak için bildirilen faiz oranları uygulanarak, Yargıtay denetimine elverişli rapor hazırlanması için konusunda uzman bir bilirkişiye başvurularak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 13.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy