MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Değer Artış Payı Alacağı
... ile ... arasındaki değer artış payı alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Aile Mahkemesi'nden verilen 30.09.2014 gün ve 2012/686 E, 2014/650 K. sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalı taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... vekili, davacının evlilik birliği içinde alınan taşınmazın edinilmesine yaptığı katkının tespiti ile tespit edilen katkı oranında tapu iptal ve tesciline; davacı adına mümkün olmaması halinde katkı payının ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın alınmasında tarafların katkısının hemen hemen yarı yarıya olduğu, hakkaniyet ve taraf yararlarının denkleştirilmesi ilkesi de dikkate alınarak davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, dava konusu taşınmazın 1/2 sinin davacı, 1/2 sinin de davalı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından davanın esası yönünden ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, mal rejiminin tasfiyesine dayalı tapu iptal ve tescil isteği ve alacak isteğine ilişkindir.
Mal rejimi sona erdiğinde eşlerin ya da mirasçılarının tasfiye davası sonucunda katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacak hakları doğar. Kural olarak, eşlerden birine ait mal varlığında, diğer tarafın mülkiyet veya başka ayni hak talebi söz konusu olamaz. Mal rejiminin tasfiyesi isteğinde bulunan eşe ya da mirasçılarına tanınan hak ayni olmayıp, şahsi alacak hakkıdır (07.10.1953 gün 8/7 YİBK, 4721 sayılı TMK'nun m. 227/1, 231, 236/1). TMK'nun 239/1. fıkrasında; "katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir…” denilmektedir. 226/3. madde de ise "Eşler karşılıklı borçları ile ilgili düzenleme yapabilirler" hükmüne yer verilmiştir. Anılan kanuni düzenlemelerden de anlaşılacağı gibi, borcun ayın olarak ödenmesi borçlu eşe tanınmış bir haktır. Başka bir anlatımla, tasfiye alacaklısı ayrık durumlar hariç, ayni hak isteğinde bulunamaz, ancak borçlu eş isterse, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin dava sonuçlanıncaya kadar borcunu ayın olarak ödemeyi kabul edebilir.
Açıklanan bu kuralın istisnaları 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 226/2. maddesinde (alacaklı eşin tasfiyeye konu paylı malda üstün yararını kanıtlaması) ve 240. maddesinde (aile konutu veya eşyanın söz konusu olması) tahdidi olarak belirtilmiştir. Temyize konu davadaki somut olayda açıklanan istisnai durumlar mevcut değildir.
Yukarda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede;
Mahkemece, yazılı şekilde davanın kısmen kabulü, kısmen reddine karar verilmiş ise de; davacının mal rejiminin tasfiyesi sonucunda oluşan hakkı kişisel hak niteliğindeki bir alacak hakkı olup, ayın (mülkiyet) istenemeyeceğinden; davacı vekili tarafından mal rejimin tasfiyesinden kaynaklanan alacağa ilişkin terditli talepte de bulunduğu dikkate alınarak toplanan deliller çerçevesinde alacak talebine yönelik olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken ayına yönelik karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarda gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre, davalının diğer, davacının tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 190,80 TL. peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı ...'na, 148,50 TL. peşin harcın ise davalı ...'na iadesine, 19.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.