MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhtesatın Tespiti
... ile ... arasındaki muhtesatın tespiti davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 02.12.2014 gün ve 2014/107 E. ve 2014/156 K. sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili; 149 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 2/3 hissesinin davacı, 1/3 hissesinin ise davalı adına tapuda kayıtlı olduğunu ancak, taşınmaz üzerindeki 2 katlı betonarme evin davacı tarafından yaptırıldığını açıklayarak dava konusu taşınmaz üzerindeki evin vekil edeni adına tespitine, tespitin tapu siciline işlenmesine, ayrıca TMK'nun taşkın yapı ve 2, 3. maddelerinde öngörülen iyi niyet kuralları dahilinde uygun bir bedel karşılığında taşınmazın davalıya ait payının tapusunun iptali ile vekil edeni adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacı tarafın, davalının rızasını almaksızın dava konusu taşınmaz üzerine yapı inşaa ettiğini, davacının haksız ve kaçak olarak bina inşa etmek sureti ile taşınmazın tamamını almaya çalıştığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; önceki hükümde davanın kısmen kabulü ile 149 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan betonarme iki katlı evin parsel maliklerinin müşterek mülkiyetlerinde olduğuna dair beyanlar hanesindeki şerhin terkinine, davacıya ait olduğunun tapu siciline şerh verilmesine; TMK'nun 725. maddesine dayanarak taşkın yapı nedeniyle açılan davanın şartları oluşmadığından ve sübut bulmadığından reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 25/2/2014 tarihli 2013/5559 E, 2014/3335 Karar sayılı kararı ile "... davacıların tespit davası açmakta hukuki yararlarının olmadığı kuşkusuzdur. Bu durumda Mahkemece, hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir." gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyma kararı verilerek, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir. Bu defa, karar, davacı vekili tarafından esasa ve vekalet ücretine yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
1)Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, Mahkemece bozma gereklerine uygun biçimde hüküm verildiğine göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2)Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davanın, dava ön şartının yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği gözetildiğinde davalı lehine hükmedilecek avukatlık ücretinin hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. maddesi uyarınca belirlenmesi zorunludur.
Bu olgular dikkate alındığında davalı taraf yararına "Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere" avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken, tarife hükümlerine aykırı şekilde fazla avukatlık ücretine hükmedilmesi hatalı olup, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de; bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün bu bölümünün HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ- Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın (4) nolu bendinde yer alan " ...reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 14.695,00 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine" sözlerinin hükümden çıkarılarak yerine "karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap edilen 1.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine" söz ve rakamlarının yazılıp eklenmesine, sair temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddi ile hükmün düzeltilen bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, ve 27,70 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 28/9/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy