MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Borçlu vekili İcra Müdürlüğü'nce ücret ve kıdem tazminatı alacakları için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının dönemsel olarak uygulanması gerektiğini, icra müdürünün ise 4 yıllık dönem için %18 oranında faiz uygulayarak hesap yaptığını, alacağın brütten nete çevrilmediğini belirterek 27.11.2014 tarihli hesap işleminin iptali ile kesintiler yapılarak fiilen uygulanan faiz oranlarına göre dosya hesabının yeniden yapılmasını talep etmiştir. Mahkemece; hükme esas alınan bilirkişi raporu kapsamında şikayetin kabulü ile 27.11.2014 tarihi itibariyle toplam borcun 19.987,49 TL olduğunun tespitine karar verilmesi üzerine; hüküm borçlu vekili ve alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
HGK'nun 20.09.2006 tarih, 12-594/534 sayılı kararında da vurgulandığı üzere mahkemece yapılacak iş; tarafların bildirdikleri bankalardan hakkın doğum tarihinden itibaren birer yıllık devreler halinde bankalarca mevduata fiilen uygulanan en yüksek faiz oranının sorulması ve hakkın doğum tarihinden itibaren takip tarihine kadar istenebilecek faiz miktarının bilirkişiye hesaplattırılması şeklinde olmalıdır.
Somut olayda; taraflara banka isimlerinin sorulmadığı, bu yönde taraflara süre verilmediği görülmektedir. Bilirkişi raporunda faiz oranlarının nasıl temin edildiği ve hesaplamanın hangi bankanın faiz oranları esas alınarak yapıldığı da belli değildir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; takip tarihi ile hesap tarihi olan 27.11.2014 tarihi arasında işlemiş faizin hesaplandığı, borçlunun takip öncesi işlemiş faize yönelik şikayeti de bulunmasına rağmen takibe kadar olan işlemiş faizin hesaplanmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, borçlu vekilinin takip öncesi faize de itiraz ettiği dikkate alınarak yukarıda bildirilen ilkeler ışığında, her iki tarafın da bildirdiği tüm bankalardan faiz oranları getirtilerek, 27.11.2014 tarihli muhtıranın denetlenmesi ve yeniden bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
2- Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; borçlunun, takipte fazla işlemiş faiz talep edildiği yönündeki iddiası ilama aykırılık şikayeti niteliğinde olup, bu tür şikayetler kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle süresiz olarak icra mahkemesi önüne getirilebilir. ( HGK' nun 21.06.2000 tarih, 2000/12-1002 sayılı Kararı). Bu nedenle alacaklı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazının reddine ,sair temyiz itirazlarının ise bozma nedenine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle alacaklının şikayetin sürede olmadığından reddi gerektiğine dair temyiz itirazının reddi ile bozma nedenine göre alacaklının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın temyiz edene iadesine, 23.03.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy