MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde mal rejiminin tasfiyesi ile alacak
... ile ... aralarındaki tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde mal rejiminin tasfiyesi ile alacak davasının reddine dair ... 4. Aile Mahkemesi'nden verilen ... sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... ... vekili, mal rejiminin tasfiyesi gereğince davalı adına kayıtlı dört adet taşınmaz yönünden tapu kayıtlarının 1/2'sinin iptali ile davacı adına tescili, bu talep mümkün görülmediği takdirde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10.000,00 TL alacağın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiş olup, usulüne uygun harcını yatırdığı 21.05.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile 259.000,00 TL olarak talep miktarını arttırmıştır.
Davalı ... vekili, davacının ev hanımı olduğunu ve dava konusu malvarlığının edinilmesinde hiçbir katkısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının dava konusu, ... parsel sayılı taşınmazı, 1998 yılında vefat eden annesinden kalan miras hissesini kardeşi ...’ya devri karşılığında edindiğini ileri sürdüğü, delil olarak tanık deliline ve dava konusu taşınmazın tapu kayıtlarına dayandığı,tanık ...’nın da mahkeme huzurunda bu şekilde beyanda bulunduğu, ayrıca işbu taşınmazın yeni TMK'nun yürürlüğe girmesinden kısa bir süre sonra davalı adına edinilmiş olduğu, davalının gelir ve ekonomik durum itibariyle 8 aylık sürede emeği ile kazandığı para karşılığında işbu taşınmazı satın almasının mümkün olmadığı; ... parseller üzerinde altı dükkan üzeri ev olan binanın bulunduğu ... parselde kayıtlı taşınmazın ASKİ aboneliğinin 25.06.1996 tarihinde elektrik aboneliğinin 26.07.1996 tarihinde davalı adına başladığı, anılan parsellerin kayıtlarında 04.10.1990 tarihli ihtilaflı şerhi bulunduğu, davacı tanığı ... (altı dükkan üstü ev olan taşınmaz yönünden) ve davalı tanıklarının iş bu taşınmazların 01.01.2002’den önce alındığı yönünde beyanda bulunduğu, davalının gelir ve ekonomik durum itibariyle yeni TMK.nun yürürlüğe girmesinden kısa süre sonra emeği ile kazandığı para karşılığında işbu taşınmazları edinmesinin mümkün olmadığı dikkate alınarak dava konusu bahsi geçen taşınmazların davalının kişisel malı olduğu, ... parsel yönünden bina (iki katlı ev) bulunan taşınmazın edinme tarihi 08.05.1991 olması itibariyle, TMK md. 220/b.2
./.
gereği davalının kişisel malı olduğu, tarafların mal ayrılığı rejimi döneminde davalı adına edinilen bu taşınmaza davacının para ile ölçülebilen bir katkısına dair dosya kapsamında ispatın bulunmadığı, taraflar arasındaki boşanma dosyasının incelenmesinde davacının gelir ve meslek sahibi olmadığının anlaşıldığı dikkate alınarak dava konusu edilen tüm parseller yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacı vekilinin ... parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa'dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1. m). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK 222. m). Değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince, taraflar, 11.08.1999 tarihinde evlenmiş; 29.09.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 09.02.2011 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m).
Tapu kaydının incelenmesinden davaya konu ... parsel sayılı taşınmaz davalının kardeşi dava dışı ... adına kayıtlı iken 15.08.2002 tarihinde satış yolu ile davalı adına tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır. Dosya içeriğine, toplanan delillere göre davalının dava dışı başka bir taşınmazdaki miras hissesini kardeşi ...'e devretmesi karşılığında dava konusu ... parsel sayılı taşınmazı kardeşinden devraldığına ilişkin iddiasını kanıtlayamadığına göre, edinme tarihi itibariyle ... parsel sayılı taşınmazın davalının edinilmiş malı olduğunun kabulü ile davacı lehine yukarıda belirtilen ilkeler gözetilerek katılma alacağına hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
../.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 4.346,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
18.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy