MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
... ile ... aralarındaki katılma alacağı davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 10.06.2014 gün ve 182/217 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili; evlilik birliği içerisinde edinilmiş davalı adına kayıtlı bir adet araç ve mesken bulunduğunu, bunların edinilmesinde ziynetlerinin bozdurulduğunu ve kendi adına bulunan arsanın satıldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere her iki malvarlığının yarı bedeli olarak toplam 5.000.00 TL alacağın faiziyle davalıdan tahsilini istemiştir. Usulune uygun harcını yatırdıkları 11.03.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile talep miktarını arttırarak mesken için 22.500,00 TL ve araç için 8.275,00 TL talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davacının ev hanımı olduğunu, meskenin 1998 yılında bedeli ödenerek satın alındığını ve bu nedenle kişisel malı olduğunu davaya konu aracın ise müşterek çocuklarına ait olduğunu, fakat araç için kredi çekildiği esnada sorun çıkınca davalı adına trafiğe tescil edildiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 6 numaralı bağımsız bölümün yarı bedeli olarak 22.500,00 TL ile.... plakalı aracın yarı bedeli olarak 8.275,00 TL'nin dava tarihinden yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hüküm süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar, 27.11.1987 tarihinde evlenmiş; 15.09.2010 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 13.09.2011 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m).
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davalı vekilinin 6 nolu meskene yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Tapu kaydının incelenmesinden davaya konu 6 nolu meskenin 04.02.2005 tarihinde tahsis yolu ile davalı adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Mahkeme, meskeni edinilmiş mal olarak kabul edip davacı lehine katılma alacağına hükmetmiştir.
Davalı taraf cevap dilekçesinde meskenin, tüm bedelinin 1998’de satış vaadi sözleşmesi ile ödenmek suretiyle alındığını ileri sürmüş ve ek olarak 03.04.1998 tarihli.... Noterliği'nin Düzenleme Şeklinde Satış Vaadi Sözleşmesini sunmuştur. Satış vaadi sözleşmesinde,....'ın, .... Kooperatifindeki 7/Blok Kat: 3 No: 6'daki dairesini ...'e 1.400,000,000 TL bedelle satış vaadi ile sattığını, satış bedelini nakten ve tamamen aldığını banka borcunu ödediğini ve ilerde bankadan borç çıktığında borcun tarafından ödeneceğini belirttiği anlaşılmaktadır. Bunun haricinde davalı taraf, delil listesinde de kooperatif kaydına dayanmıştır.
Mahkemece, davalının savunması doğrultusunda; tapu kaydı tedavülleri, kooperatif evrakları bulundukları yerden getirtilerek, taraflar arasında mal ayrılığı rejimi ve edinilmiş mallara katılma rejiimi geçerli olduğu dönemlerde davalı tarafça bahsi geçen kooperatife yapılan herhangi bir ödeme olup olmadığının araştırılması, davalının savunduğu şekilde satış vaadi sözleşmesinden sonra ve edinilmiş mallara katılma rejimi döneminde ödenen bir meblağ yok ise meskenin davalının kişisel malı olacağının gözönünde bulundurulması gerekir. Bunların sonucuna göre, taraflar arasında hangi mal rejimi hükümlerinin uygulanacağı tespit edildikten sonra davacının talebi hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine ve taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
500,13 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 18.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy