MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
... ile ... aralarındaki mal rejiminin tasfiyesi davasının reddine dair .... 3. Aile Mahkemesi'nden verilen 15.10.2014 gün ve 622/1053 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... vekili, evlilik birliği içerisinde davalı adına kayıtlı iki adet taşınmaz bulunduğunu, boşanma davasından önce davalı tarafından taşınmazlardaki hisselerinin mal kaçırma amacıyla kardeşine devredildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 51 nolu mesken yönünden 10.000,00 TL katılma alacağının, 3 nolu yazlık yönünden 10.000,00 TL katkı payı alacağının faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davacı asılın boşanma davasında mal rejiminden kaynaklanan alacak talebinden feragat ettiğini belirterek, açılan davanın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, esasa yönelik ise davacının katkısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ... 2. Aile Mahkemesi'nin boşanma dosyasında ...'ın duruşmada alınan beyanında ''nafaka, tazminat ve mal rejiminden kaynaklanan hak talep etmediğini'' beyan ettiği, her ne kadar sonraki celse bu beyanını geri aldığını beyan etmiş ise de 6100 sayılı HMK'nun madde 311 gereğince feragatin kesin hüküm gibi sonuç doğuracağı, feragatin iptali için irade bozukluğu gibi bir iddianın da bulunmadığı görülmekle davacının davasının boşanma davasında vaki olan feragat sebebi ile reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak isteğine ilişkindir. ... 2. Aile Mahkemesi'nin 2011/1110 Esas ve 2012/171 Karar sayılı boşanma davasının 30.03.2010 tarihli 1 nolu celsesinde davalı asıl imzalı beyanıyla "nafaka, tazminat ve mal rejiminden kaynaklanan hak talep etmediğini' açıklamıştır. Ne var ki, mahkeme söz konusu sulh görüşmeleri sırasındaki anlaşmaya göre değil, sonra ki aşamada toplanan delil durumuna göre TMK'nun 166/1. maddesi hükmü uyarınca tarafların boşanmalarına karar vermiştir. Sulh görüşmesi sırasında taraflarca ileri sürülen hususlar, teklif niteliğinde olup, davanın sulh dışında başka bir nedenle sonuçlanması durumunda sulh görüşmesi sırasındaki teklifler beyanda bulunan aleyhine değerlendirilemez. Mahkemece, davanın kaldığı yerden devam edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uymayan değişik düşüncelerle usul ve kanuna aykırı karar tesisi hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
18.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.