MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil, Katkı Payı ve Katılma Alacağı
Davacı-karşı davalı ... ile Davalı-karşı davacı ... aralarındaki tapu iptali ve tescil, katkı payı ve katılma alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Aile Mahkemesi'nden verilen 20.12.2014 gün ve 2010/194 Esas, 2014/830 Karar sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Davalı-birleşen dosya davacısı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı- karşı davalı ... vekili, evlilik birliği içinde edinilen ve davalı-karşı davacı adına 236 parselde kayıtlı meskenin edinilmesinde evlere temizliğe giderek elde ettiği kazancı ile katkıda bulunduğundan tapu kaydının 1/2 iptali ile davacı adına tescili, bu mümkün görülmediği takdirde fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla yarı değere karşılık 30.000,00 TL'nin faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, birleşen dava yönünden davaya konu taşınmazın müvekkili tarafından tüm parası ödenerek satın alındığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı-karşı davacı ... vekili, birleşen dava dosyasında evlilik birliği içerisinde müvekkilinin babası tarafından verilen 40 adet büyük altın ile peşinatı ödenen, kalan kısmı da apartman görevlisi olarak çalışan müvekkilinin birikimleriyle karşılanan Zeytinburnu'ndaki dairenin, önce müvekkili adına satın alındığını, tapu kaydının daha sonra bedelsiz olarak davacı-karşı davalı'ya devredildiğini, müvekkili davalının müvekkili adına kayıtlı taşınmaz yönünden alacak davası açması üzerine iş bu davayı açmak zorunda kaldıklarını belirterek, tapunun 1/2 iptali ile müvekkili adına tescili, bu mümkün görülmediği takdirde, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla yarı değere karşılık 30.000,00 TL'nin faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, asıl dava yönünden, taşınmazın müvekkilinin geliri ile alındığını, davacı-karşı davalının katkısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Yargıtay içtihatlarına göre her iki tarafın tapu iptali tescil taleplerinin taşınmazın aynına ilişkin talepte bulunulamayacağından reddine, asıl dava yönünden davanın kısmen kabulü ile 23,908,00 TL katkı payı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı- karşı davacıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine; birleşen dava yönünden davanın kısmen kabulü ile 1,992.00 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, süresi içerisinde davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar, 21.09.1994 tarihinde evlenmiş; 14.09.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 20.11.2012 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son).
Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma
rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m).
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı-karşı davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davalı-karşı davacı vekilinin asıl davaya yönelik diğer temyiz itirazlarına gelince;
Eşlere ait kişisel ve edinilmiş mallar, mal rejiminin sonra ermesi anındaki durumlarına (nitelik, seviye, aşama vs) göre değerlendirilir (TMK’nun 228/1. m). Asıl davaya konu 2274 ada 236 parselde kayıtlı 60/332 arsa paylı mesken eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 11.04.2001 tarihinde davalı-karşı davacı adına tescil edilmiş olup, mal rejimi sona erdikten sonraki tarih olan 20 mart 2013 tarihli ... Noterliği'nde düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile arsa üzerine yeni bina inşa edilip 3 nolu meskenin davalı-karşı davacıya kalacağının kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Hükme esas alınan raporlar incelendiğinde, davacı-karşı davalı lehine katkı payı alacağı hesabı yapılırken mal rejimi sona erdiği tarihteki mevcut durumu itibariyle meskenin değeri tespit edilmeden, mal rejimi sona erdikten sonra kat karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden inşa edilen yeni binadaki meskenin değerinin esas alındığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, asıl davaya konu meskenin mal rejimi son erdiği tarihteki mevcut durumuna göre dava tarihi itibariyle değeri belirlenerek bu değer üzerinden katkı payı alacağı hesaplanması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektimiştir.
3- Davalı-karşı davacı vekilinin birleşen davaya yönelik diğer temyiz itirazlarına gelince:
Tasfiyeye konu taşınmazın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 sayılı TMK'nun 202/1.maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir.
Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, taşınmazın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, taşınmazın tasfiye tarihindeki (karara en yakın) sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur.
Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu taşınmazın satın alma bedeli, bunun kredi ile ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye (karara en yakın) tarihindeki sürüm (rayiç) değeri ayrı ayrı belirlenmelidir.
Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, taşınmazın satın alınmasına ilişkin akit tablosuyla birlikte tapu kaydı, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. Uyuşmazlığın çözümünde kullanılabilecek belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan kuruldan da yardım alınmalıdır.
Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde, birleşen dava konusu 2 nolu mesken eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu
16.04.2009 tarihinde davalı-karşı davacı adına, 14.05.2009 tarihinde ise davalı-karşı davacı tarafından satış yolu ile davacı-davalı adına tescil edilmiştir. Taşınmaz üzerinde 16.04.2009 tarihli Vakıfbank tarafından konulan borçlusu ... olan 160.000,00 TL ipotek şerhi bulunmakta olup, taraflarca taşınmaz alınırken 40.000,00 TL konut kredisi çekilerek karşılandığı ifade edilmiş ve buna ilişkin dekontlar dosyaya sunulmuştur. Mahkemece yazılı gerekçe ile birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK 222. m). Somut olayda taraflar arasında tapuda yapılan devrin bağış olduğunu çağrıştıracak bir kavram, kelime veya söze dosya kapsamında rastlanılmadığına ve birleşen dosyada davacı eşin bedelsiz olarak bağış amacıyla davalı kadın adına tescil edildiğine ilişkin irade açıklaması bulunmadığına göre birleşen davaya konu meskenin davacı-karşı davalının edinilmiş malı olarak kabulü gerekir. Eşlere ait kişisel ve edinilmiş mallar, mal rejiminin sona ermesi anındaki durumlarına (nitelik, seviye, aşama vs) göre değerlendirilir (TMK’nun 228/1. m).
Mahkemece yapılan keşif sonucu tanzim edilen 12.05.2014 tarihli diğer bilirkişi raporu incelendiğinde, bilirkişilerce meskenin mevcut kullanım alanı 80 metrekare olarak tespit edilmesine karşın yapı ruhsatı ve mimari projede geçen 48 metrekare üzerinden değer hesabı yapıldığı anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra hesaplama yapılırken de yukarıda izah edilen oranlamalar yapılmamıştır.
Mahkemece, 40 bin TL banka kredisi ile karşılanarak satın alınan meskenin edinme tarihindeki değer ile tasfiye tarihi (bozmadan sonra verilecek karara en yakın) sürüm değeri fiili kullanım alanı olan 80 metrekare üzerinden tespit edilip, taşınmaz alımında kullanılan kredi evrakları ilgili bankadan getirtilerek, evlilik birliği içerisinde ve mal rejimi sona erdikten sonra ödenen kredi taksitleri belirlenerek yukarıda izah edilen oranlamaların yapılması; hesaplama yapılırken taşınmaz mülkiyetinin davacı-karşı davalı kadın adına olduğu, mal rejiminin sona erdiği tarih itibariyle borç olarak değerlendirilen kredi miktarının ise davalı-karşı davacı erkekte bulunduğu ve davacı-karşı davalı kadın tarafından sunulan mal rejimi sona erdikten sonra kadın tarafından yapılan ödemeleri gösterir dekontların gözetilmesi ve sonucunda davalı-karşı davacının katılma alacağının tespit edilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) ve (3) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 437,70 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy