MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili, borçlu şirketin 3. kişi banka nezdindeki hesapları üzerine haciz ve bloke konulması için yazı gönderildiğini, tüm hesaplara haciz konulduğunu, ancak 01/04/2014 tarihli cevabi yazı ile borçluya ait hesaplar üzerinde rehin hakları olduğunun bildirildiğini, 3. kişi Bankanın rehin hakkına dayalı istihkak iddiasının hakkın kötüye kullanılması hükmünde olduğunu ileri sürerek, istihkak iddiasının reddine ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili, davacı alacaklı yasal süre içinde dava açmadığı takdirde, istihkak iddiasını kabul etmiş sayılacağından bu hususun resen tetkiki ile usuli eksiklik halinde davanın reddini talep ettiklerini, esasa ilişkin olarak da davalı Banka ile borçlu şirket arasında yapılan genel kredi sözleşmesi gereğince bankanın borçlunun hak ve alacakları üzerinde rehin takas ve mahsup hakkı bulunduğunu, davalı Bankanın istihkak iddiasının mücerret bir iddia olmadığını, haciz yazısının tebliğ tarihi itibariyle sadece banka hesabında para bulunmasının 3.şahsın tazminata mahkum edilmesi için yeterli bir husus olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, banka hesabında bulunan meblağın bankaya rehinli olmasına dayanılarak ileri sürülen istihkak iddiasının Bankanın kendi müşterilerini korumak amacıyla yapılmış mücerret bir iddia olduğu,aksi düşüncenin kabulü halinde banka hesaplarının banka alacağından başka hiçbir alacak için haczinin mümkün olmadığı sonucunun doğacağı, bu durumda borçlu şahıs ve şirketlerle ilgili olarak hiçbir bankaya haciz ihbarnamesi gönderilmesinin mümkün olmayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalı Bankanın istihkak iddiasının reddine, davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm,davalı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı 3.kişinin istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nun 140/5. maddesi "Ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir" hükmünü, aynı Kanun'un 322. maddesinin 1. bendi ise "Bu kanun ve diğer kanunlarda basit yargılama usulü hakkında hüküm bulunmayan hallerde, yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanr." hükmünü taşımaktadır.
Temyize konu dava dosyasında, davalı 3. kişi vekili, 02.10.2014 tarihli cevap dilekçesi içeriğinde takip borçlusuyla yapılan Genel Kredi sözleşmesine ve yine borçlu şirketle imzalanan "Nakit Teminat için Bloke ve Rehin Talimat Mektubu" na dayanmıştır. Ancak temyize konu kararın verildiği 13.01.2015 tarihli ilk celsede ise cevap dilekçesinde belirtilmesine rağmen davalının dayandığı delilleri bildirmesi için kendisine süre verilmediği ve HMK'nun 140/5 maddesinin dava konusu olayda uygulanmadığı görülmüştür.
Bu sebeple, Mahkemece yapılması gereken iş, davalının cevap dilekçesinde dayandığı delilleri sunması için davalıya süre ve imkan verilmesi, davalı tarafından, dayanılan bilgi ve belgelerin sunulması durumunda öncelikle üçüncü kişi Banka'dan, davalı borçlu Şirket ile Banka arasında imzalanan sözleşmelere ilişkin ödeme planının ve varsa tahsilât makbuzlarının getirtilip,haciz müzekkeresinin davalı Banka'ya tebliğ edildiği tarih itibarı ile Banka'ya olan borcun varlığını koruyup korumadığı, borç var ise ne kadar olduğu, Bankanın herhangi bir riskinin olup olmadığı, varsa miktarının belirlenmesi, dosyadaki diğer deliller gözetilerek Banka hesap işleri konusunda uzman bilirkişi heyetinden ayrıntılı rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Mahkemece eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 27.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy