MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, davalının dava konusu olan ... ili, ..... ilçesi.... Köyü 115 ada 9 parsel, 178 ada 22 parsel, 177 ada 5 parsel, 167 ada 1 parsel taşınmazlardaki haklarından 01.11.1991 tarihinde yapılan köy senediyle vazgeçtiğinden bahisle davalının payının iptali ile diğer mirasçılar adına payları oranında tescilini talep etmiştir.
Davalı vekili ise, davalı müvekkilinin yaptığı senette annesinin imzasının bulunmadığını bu nedenle bu senedin satış senedi veya mirastan feragat için geçerli bir belge olmadığını, resmi memur önünde yapılmadığını ve aynı zamanda davalı müvekkilinin taşınmazı kullanmaya devam ettiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalının annesinden kalacak hisseyi annesine sattığı ve parasını aldığını beyan eden köy senedinin satış senedi olmadığı gibi mirastan feragat sözleşmesi olabilmesi için TMK. md.528/1 ve mirasçılar arası yapılabilen miras paylaşım sözleşmesi olabilmesi için ise, TMK. md. 676, 677 ve 678 kapsamında olması gerekirken davalının annesinin ve davalının her ikisininde iradesinin bulunmaması nedeniyle yapılan senedin geçerli olamayacağından bahisle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm yasal süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
HUMK.nun 76. maddesi hükmüne göre, davanın esası olan maddi olayların ileri sürülmesi taraflara, bunların nitelendirilmesi ve uygulanacak kanun maddesini belirlemek hakime aittir. Hakim tarafların yargılama oturumlarında ve dilekçesinde kullandıkları sözcükler ve nitelendirmeyle bağlı değildir. Mahkemece dilekçenin içeriğine göre davacının talebini ve amacını belirleyip uyuşmazlığın ona göre çözüme kavuşturulması gerekir. Somut olaydaki uyuşmazlık; dava dilekçesi, yargılama oturumlarındaki taraf beyanları ve dosya kapsamına göre, kadastrodan önceki tapusuz taşınmazlardaki miras yoluyla zilyetlik hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı 2007-2008 yıllarında tapuya kaydedilen taşınmazlarla ilgili 1991 tarihindeki hukuki sebebe dayalı istekte bulunduğuna ve o tarihte taşınmazlar tapuda kayıtlı bulunmadığına göre, mahkemenin gerekçesinde yazılı bulunan TMK. md. 676-677-678'in bu davada uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu maddeler ancak, tapuya elbirliği mülkiyeti şeklinde kayıtlı bulunan taşınmazlar hakkında uygulanır. Dava tapusuz taşınmazların iptal ve tescil isteğine ilişkin olduğuna göre TMK md . 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunun 14. maddesine dayalı dava olup, taraf delillerinin usule uygun olarak toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hukuki nitelendirme yanlış yapılmak suretiyle yazılı gerekçeyle red kararı verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen gerekçeler nedeniyle usul ve yasaya uygun düşmeyen yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05.06. 2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy