Y A R G I T A Y İ L A M I
MAHKEMESİ: ....Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi, Yıkım
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı Hazine vekili; dava konusu .... sınırları içerisinde Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yaklaşık 84.581,50 m2 miktarındaki taşınmaza, davalı şirket tarafından moloz dökmek, iki adet şantiye binası ve elek tesisi yapmak suretiyle müdahale edildiğini, dava konusu yer devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup taşınmaz üzerinde davalı şirketin hukuken korunmaya değer hiçbir hakkı mevcut olmadığını, şirketin fuzuli şagil konumunda olduğunu belirterek davalı şirketin dava konusu yere müdahalesinin meni ile taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların kal'ine karar verilmesini istemiştir.
Davalı; davacı hazinenin talebi olan molozların kaldırılması için şirketlerinin mali gücü olmadığını, davacı kurum tarafından nakliye giderinin ve taşınmaz üzerinde bulunan üç adet şantiye binasının bedelinin de karşılanması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK'nun 297/2 maddesine göre, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, infaza elverişli biçimde hüküm kurulması zorunludur. Mahkemece “Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, fen bilirkişisinin 25/08/2014 tarihli rapor ve krokisinin kararın eki sayılmak üzere kabulüne, ilgili fen bilirkişi raporunda bildirilen taşınmaz sınırları kapsamında davalının müdahelesinin menine ve söz konusu sınırlar kapsamında davalıya ait muhdesatın kal'ine” şeklinde kurulun hüküm az yukarıda yapılan açıklamalar ışığında açık ve anlaşılır olmadığından usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına; ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 21.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy