MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı ..., davalı babasının, davaya konu 1648 ada 13 parsel üzerinde 16 daireli bina yaptığını, bu inşaatın yapımı sırasında kendisine ait dairesini satarak parasını davalıya verdiğini, aynı şekilde eşinin ziynetlerini de inşaatta kullanması için davalıya verdiğini, davalının bunlara karşılık inşaatta bir daireyi kendisine vermeyi taahhüt ettiğini ve fiilen de daireyi teslim ettiğini, ancak tapusunu vermediğini açıklayarak, davaya konu 1648 ada 13 parsel sayılı taşınmazdaki binanın 2.kat ön cephedeki dairenin kendisine aidiyetinin tespiti ve bu daireye tekabül eden tapunun iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ..., davacının, davaya konu inşaat yapılırken dairesini satarak kendisine verdiğini, ancak kat mülkiyeti kurulamadığından tapu intikali yapamadığını, davacının dairede halen oturduğunu, halihazırda ise davacının yaptığı ödeme ile davaya konu edilen dairenin bedeli arasında çok fazla fark olduğunu açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davaya konu 1648 ada, 13 parsel sayılı taşınmazda davalı adına kayıtlı olan 797/1135 oranındaki payın, 72/1135 oranındaki hissesinin (arsa payının) iptali ile, iptal edilen 72/1135 oranındaki arsa payının davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, tespit talebinin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, haricen satışa dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı ..., davaya konu taşınmazı haricen satın aldığını beyan etmiş olup, davaya konu taşınmaz tapuda kayıtlıdır.
Bilindiği üzere; tapulu taşınmazların satışı TMK'nun 706, BK'nun 213 (6098 sayılı TBK'nun 237.), 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60 ve 89. maddeleri gereğince, resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz ve satın alana herhangi bir mülkiyet hakkı bahşetmez. TMK'nun 706. maddesinde öngörülen resmi şekil şartı ispat şekli olmayıp geçerlilik şartıdır.
Hal böyle olunca, Mahkemece; davanın tapulu bir taşınmazın tapu dışı yolla haricen satışının geçerli olmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar vermesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 19.09.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
.